|
|
|
|
|
|
![]() |
Amazon kelimesinin kökeni:
Amazonlar, Anadolu, İskit ve Yunan mitolojisinde tamamen kadın savaşçılardan oluşan tarihi bir kavimdir. Sarmatya’nın Scythia ile sınır bölgesinde yaşamışlardır. Amazon savaşçılar genellikle Yunan savaşçılarla savaşırken resmedilmiştir. Helenistik ve Roma çağı tarihte Ön Asya’ya birçok Amazon saldırısından bahsedilir. Antik Çağda Amazonlar birçok tarihi kavimle ilişkilendirilmiştir.
Bazı görüşlerde; Amazon kelimesi bir olasılığa göre Farsça, "savaşçılar" anlamına gelen ha-mazan kelimesinde türetilmiş olduğu iddiaları yer alır. Klasik Yunancada etimolojik olarak "mazos" (göğüssüz) anlamındadır. Yaygın inanışa göre rahat yay ve mızrak kullanabilmek için sağ göğüslerini kestikleri veya yaktıkları söylenir. Dönemsel sanat eserlerinde buna dair bir delil bulunmamaktadır. Amazonlar iki göğüsleri de mevcut olarak resmedilmiştir, sağ göğüs ise çoğunlukla kapalıdır.![]()
Amazon savaşçıları antik Yunan'da bir savaş sırasında
Amazon kelimesinin "memesiz" anlamına geldiği en fazla kabul edilen görüştür. Klasik Yunancada etimolojik olarak mazos memesiz anlamındadır. Bir kadının eril güce ulaşma uğruna kendi temel yaratılış özüne, kadınlığa karşı çıkması ve sembol bir organı yok etmesi ile anneliğe karşı duruşu inanılmaz bir başkaldırıdır. Bu durum aykırılığın en uç noktasıdır ve bir ulusun tanımlanması için yeterince güçlü bir özelliktir. Bu nedenle memesiz yorumu diğer bütün yorumların üzerinde durur.
Günümüzde amazon ismi genel olarak kadın savaşçı ile eş anlamlı olarak halen kullanılmaktadır. Gerçek ya da söylence, "kadın savaşçılar" ya da "kadın sanılan erkekler", Amazonlar yalnızca Anadolu halkları ve Yunanlılar üzerinde değil, tüm dünya tarihinde bir yer sahibi bugün. Feminist hareketlerde kadının erkeklerle eşitliğini vurgulamak için Amazon sözcüğü hâlâ kullanılıyor. Bu cesur kadın savaşçılarla ilgili anlatılanlar masalsa eğer; romanlardan televizyon dizilerine dek bütün dünyanın aklına kazınmış bir masal olduğunu söylemeliyiz.
Bazı tarihçilere göre Amazonlar
Hipokrat'a göre:
Hipokrat, Amazonları "sağ göğüsleri olmayanlar" olarak anlatır. Ona göre kız çocuklarına yapılan ve sıcak bronz bir metalle gerçekleştirilen operasyonla sağ göğüsün büyümesi engellenerek sağ omuz ve kolun gelişmesi sağlanırdı.
Strabon'a göre:
Yunanlı coğrafyacı Strabon da Amazonlardan bahsedenler arasındadır. Strabon şöyle der:
"Bazıları, isimleri Alazonlar, diğerleri Amazonlar olarak ve Alybe’den sözcüğünü Alope’den ya da Alobe’den şeklinde okuyarak ve Borysthens Irmağı ötesindeki İskitlere ‘Alazonlar’ ve aynı zamanda ‘Kallipidler’ ve daha başka bazı isimler de vererek –ki bu isimler Herodot, Hellanikos ve Eudoksos tarafından bizlere zorla kabul ettirilmiştir- ve de ayrıca Amazonları Kyme yakınında Mysia, Maria ve Lidya arasına yerleştirmek suretiyle, ki bu, Kyme’li Ephoros’un da fikridir, tarihi metni değiştirmişlerdir. Ephoros’un bu görüşü mantıksız olmayabilir; çünkü onlar vaktiyle Amazonlar tarafından, sonradan da Aioller ve İyonlar tarafından yerleşilmiş olan ülkeyi kastetmiş olabilirler ve söylediğine göre isimlerini Amazonların vermiş olduğu belirli kentler vardır: Ephessos, Smyrna (İzmir), Kyme ve Myrina gibi…"

3. yüzyılın başlarına tarihlenen bir Roma dönemi lahitinde tasvir edilen Amazonlar ve Yunanlar arasındaki bir savaş. Ancak modern tarihçiler, İskitlerin kökenlerini yeniden yapılandırmak için arkeolojik ve genetik kanıtları kullandılar.
Herodot'a göre:
Tarihin babası olarak anılan ve sonradan Strabon’un da Amazonlardan söz ederken atıfta bulunduğu Herodot, aslında Amazonların öyküsünden ilk bahsedenlerdendir. Herodot'a göre Sarmatyalılar, Amazonlar ve İskitlerin atalarıdır. Sarmatyalılarda kadınlar sık sık erkeklerle beraber ava çıkar, savaşta yer alırlardı. Ona göre savaşta bir adam öldürmeyen kadın evlenemezdi.
Herodot, "Amazonların, ki İskitler bunlara Oirpata derler, Yunanca karşılığı 'erkek öldürenler' demektir" der yazdığı tarihte.
"Onlara savaş açan Yunanlılar", diye anlatır, "Thermodon savaşını kazandıktan sonra canlı olarak yakaladıkları Amazonları üç gemiye doldurup denize açıldılar. Amazonlar açık denizde erkeklerin üzerine atılıp onları döve döve öldürdüler. Ama bir gemi nasıl yönetilir bilmiyorlardı, dümen nasıl tutulur, yelken nasıl kullanılır haberleri yoktu. Erkekleri öldürdükten sonra, rüzgârın ve dalganın önüne katılmışlar, Dik Bayır denen yere varmışlardı. Amazonlar burada karaya çıktılar, çevrede otlayan atlara rastlayınca bunların üzerine atladılar ve İskit topraklarını yağmalamaya başladılar.
İskitler başlarına gelene bir anlam veremiyorlardı. Bunların ne dillerini anlıyor, ne giyinişlerini tanıyor, ne de kim olduklarını biliyorlardı. Amazonların saldırıları karşısında şaşırıp kaldılar; bunları genç ve zorlu erkekler sanıyorlardı. Savaş alanında kalan ölüleri görünce daha da şaşırdılar, bunlar genç erkekler değil, kadınlardı. Bir daha ne olursa olsun onları öldürmemeye karar verdiler. Bakacaklar, görünüşte bunlar kaç kişidir, aralarından o kadar sayıda genç delikanlı ayıracaklar, karşılarına onları çıkaracaklardı. Bu gençler kamplarını Amazonların kampının yanına kurup davranışlarını onlara göre ayarlayacaklardı. Eğer kadınlar üstlerine yürürlerse, savaşmayıp arayı biraz açmakla yetineceklerdi. Sonra onlar durunca bunlar da duracak ve kamplarına geri döneceklerdi.
Amazonlar, Kadın Savaşçılar – Sarmatyalılar, sarmatlar
İskitler böyle düşünmüşlerdi; çünkü bu kadınlardan çocukları olsun istiyorlardı. Delikanlılar aldıkları emirleri yerine getirdiler. Amazonlar onların kendilerine zararları dokunmayacağını anladıklarında onlara aldırmaz oldular. Öğle vakti olunca Amazonlar birer ikişer çevreye dağılır, doğal gereksinimlerini karşılarlardı. Bunu gören İskitlerden birisi kızlardan biriyle birlikte oldu. Kız da buna karşı koymamıştı. Bunu izleyen günlerde İskit gençleriyle Amazonlar daha da yakınlaştılar; kamplarını birleştirip beraber yaşadılar. Amazonlar İskitlerin dilini konuşmaya başlayınca, gençleri kendileriyle birlikte gelmeye ikna ettiler. Birlikte Tanais Nehri’ni geçip yeni topraklara yerleştiler...".png)
Roma tarihçilerine göre:
Sezar, yaptığı bir konuşmada Senatoya Semiramis ve Amazonlarının Önasya’da yaptığı fetihleri anlatır. Ayrıca Pompeius Trogus, Amazonların vatanı olarak Kapadokya'yı gösterecektir. Çeşitli Romalı tarihçiye göre Amazonların yaşadıkları yerler arasında farklılıklar vardır; Philostratus'a göre Toros Dağları'nda, Ammianus'a göre Tanais'de, Procopius'a göre ise Kafkaslar'da yaşamışlardır. Aurelianus ise esir alınan Got kadınlarını Amazonlar olarak adlandırdığı için bazen Amazonların vatanı olarak Baltık bölgesi bile belirtilmektedir.
Dede Korkut'a göre:
Dede Korkut eserlerinde Alp Kızları diye geçer. Amazonların Azerbaycan'da yaşadıkları iddia edilir.
Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı):
Amazonlardan söz eden bir diğer Halikarnaslı isim de "Halikarnas Balıkçısı" olarak da bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı'dır.
Cevat Şakir Kabaağaçlı, Ege’de bulunan birçok kentin Amazonlar tarafından kurulduğunu şöyle anlatır: "Anadolu ana erkil bir sistemle idare edilirken büyük ana tanrıça Kibele’ye tapılırdı. Kibele bir ay tanrıçasıydı. Kızlığı, kadınlığı ve analığı temsil ettiği için, doğan ay, dolunay ve azalan ay olarak gösterilirdi, yani üçlek bir yapıdaydı.
Bilinen dünyanın çoğunu fetheden kadın hükümdar: Kraliçe Myrina (Mirin) - Independent
Ana tanrıçanın bir çok adı vardı. Bunlar arasında İzmir adının kökenleri anlamında ‘Marian’, ‘Mirin' (Myrina), ‘Aymari’ ve ‘Mariyamne’ adları önemlidir. Bu adların sonuncusu Suriye’ye vardığında Meryem’e, batıya ulaştığındaysa Marian’a dönüşür..."
Gelelim eski bir efsaneye: Bu efsaneye göre de Mirin adlı bir Amazon kraliçesi, Kuzey Ege kıyılarında ‘Serne’ adında bir kenti zapteder, erkeklerin tümünü kılıçtan geçirir; kadın ve çocuklarıysa köle olarak tutar. Kraliçe onlar için kendi adını taşıyan Mirin kentini kurar. Mirin, aynı zamanda Kyme, Prienne ve Pitane, Lesbos Adası’nda da Mitilin (Midilli) kentlerini kurar. Bir gün adaya giderken fırtına kopar. Ana tanrıça Kibele filoyu korur ve Semadirek Adası’na götürür. Kraliçe Mirin o güne dek kimsenin oturmadığı adada Kibele’ye saygı ve şükranlarını anlatmak için bir tapınak kurar. Buradan da anlaşılıyor ki Kraliçe Mirin, Tanrıça Mirin’in bir rahibesiydi..."
Aydınlanma çağına göre:
Avrupa'da Rönesans zamanında da Amazonlar ilgi kaynağı olmayı sürdürmüştür. Francisco de Orellana 1542 yılında ulaştığı ırmağa, buradaki yerli kadın savaşçılara atfen Portekizce Amazonas ismini vermiştir. Kristof Kolomb ve William Raleigh gibi dönemin ünlü denizcileri de Amazon savaşçılarını anlatırlar.
Gerçeklik payı:
Amazonların gerçekten yaşayıp yaşamadıklarına dair belirsizliğin bir dayanak noktası vardır. O da bazı tarihçilerce Amazonların ataları olarak görülen Sarmatyalılardaki kadın savaşçıların gerçekten var olduğudur. Bir efsane bile olsa Amazonların dayandığı temel gerçeklik burasıdır. Bu gerçeklik arkeolojik kazılardan da anlaşılmaktadır. Özellikle Sarmatya kadın mezarlarında yüzde yirmibeş oranında silahlar çıkmaktadır. Bu durum Sarmatyalılardan sonra İskitler’de de görülmüştür.