Platon, Mısırlılardan duyduğunu iddia ettiği Atlantis isimli bir adadan bahseder. Kendi döneminin en ileri, dünyayı kontrol edebilecek güçte ütopik bir medeniyeti barındırdığına inanılan Atlantis adası maceracıların, mistiklerin, sanatçıların hayallerini süslemiştir. Peki, gerçekten Atlantis adası var oldu mu?

Atlantis’in temsili bir illüstrasyonu
Platon, Atlantis’in hikayesini yaklaşık MÖ 360 yıllarında anlattı ve bu medeniyetin kurucularının yarı tanrı yarı insan olduğunu söyledi. Onlar ütopik bir medeniyet yarattılar ve büyük bir deniz gücü haline geldiler. Ülkeleri geniş hendekler ile ayrılmış ve merkeze uzanan bir kanal aracılığı ile birbirine bağlanan adalardan oluşuyordu. Bu yemyeşil adalar; altın, gümüş ve diğer değerli metalleri içeriyordu ve olağanüstü bir bolluk ile egzotik vahşi bir yaşam sağlıyordu. Merkez ada üzerinde büyük bir başkent vardı.
Atlantis’in Akdeniz’de, İspanya açıklarında, hatta Antarktika’nın altında olduğu ile ilgili birçok teori var. Albany New York Eyalet Müzesi’nde tarih küratörü Charles Orser, “Haritada rastgele bir nokta seçseniz, Atlantis’in orada olduğunu iddia eden birileri oldu. Aslında insanın hayal edebileceği her yer olabilir.” diyor.
Platon, Atlantis’in kendi zamanından yaklaşık 9.000 yıl önce var olduğunu ve bu uygarlığın hikayesinin, şairler, rahipler ve diğerleri tarafından aktarıldığını söyledi. Fakat Platon’un Atlantis hakkındaki yazıları, uygarlığın varlığına dair bilinen tek kayıt.
Muhtemelen Gerçek Olaylara Dayanıyor
Sir Gerald Hargreaves’in bir illüstrasyonu görülüyor. Bu eser, efsanevi Atlantis ülkesinin bir koyunda ütopik bir sahneyi gösteriyor. Birçok bilim insanı Platon’un Atlantis’in hikayesini felsefi teorilerini sunmanın bir yolu olarak icat ettiğini düşünüyor. C: Mary Evans Resi̇m Kütüphanesi̇. Everett Koleksi̇yonu
Çok az sayıda akademisyen Atlantis’in gerçekten var olduğuna inanıyor. 1985’te Titanik batığını bulan okyanus kaşifi Robert Ballard, “Nobel ödüllü hiç kimse Platon’un Atlantis hakkında yazdıklarının doğru olduğunu söylemiyor” diyor.
Yine de Ballard, tarih boyunca Atlantis’in yıkım hikayesine benzeyen bir olayın daha yaşanmış olmasının yanısıra, sel felaketleri ve volkanik patlamalar meydana geldiği için Atlantis efsanesinin mantıklı olduğunu söylüyor.
Yaklaşık 3.600 yıl önce devasa bir patlama, Ege Denizi’nde Yunanistan yakınlarındaki Santorini adasını yok etmişti. O zaman Santorini’de son derece gelişmiş bir topluluk olan Minoslular yaşıyordu. Minos Medeniyeti, volkanik patlama ile yaklaşık aynı zamanda aniden ortadan kayboldu. Fakat Ballard, Santorini’nin Atlantis olduğunu düşünmüyor. Çünkü adadaki patlamanın zamanı Platon’un Atlantis’in yerle bir olduğunu söylediği zamana denk gelmiyor.
Romm, Platon’un Atlantis hikayesini felsefik teorilerini iletmek için oluşturduğuna inanıyor. “Çalışması boyunca devam eden bir dizi konu ve tema ile uğraşıyordu." diyor. "Onun; tanrısallığa karşı insan doğası, ideal toplumlar ve insan toplumlarının kademeli olarak yozlaşması ile ilgili fikirlerinin tümü birçok eserinde bulunuyor. Atlantis de onun en gözde temalarından birine ulaşmak için kullandığı farklı bir araçtı.”
Orser, “Atlantis Efsanesi; son derece gelişmiş, ütopik bir medeniyette yaşayan ahlaki ve ruhani bir halk ile ilgili hikayedir. Fakat onlar açgözlüleşip değersiz hale gelerek ahlaki yönden çöktüler.” diyor. Tanrılar da ceza olarak oraya, Atlantis’i denize gömecek olan korkunç bir yangın ve deprem gönderdiler.
PLATON ve ATLANTİS
Raphael’in 1510 yılında yaptığı Atina Okulu adlı tablosunda Platon solda ve Aristotales sağda
Platon’a göre bu ada, Cebelitarık Boğazı’nın öbür tarafında, yani Atlantik Okyanusu’nda yer alır. Adanın başkenti, kendi çağının mimari ve mühendislik harikasıdır. Şehir iç içe geçmiş yuvarlak duvar ve kanallardan oluşur. Şehrin ortasında ise bir tepede tamamen altından yapılmış, altı kanatlı at süren Poseidon’un devasa heykeli vardır.
Platon’un Atlantis hikayesi, yıldız savaşları hikayelerine benzer, teknolojik olarak üstün ancak ahlaki olarak bozulmuş bir imparatorluk olan Atlantis, dünyayı ele geçirmeye kalkar. İtalya’ya kadar Avrupa’yı, Libya ve Mısır’ı hızlı bir şekilde fetheder, buralarda yaşayan halkı köleleştirir. Atlantis’in planlarını durduran, ahlaki ilkelerinden güç alan ufak bir grup olur; bunlar Platon’un ideal devlet anlayışını benimseyen Atinalılardır. Her ne kadar ihtimal dışı olsa da Atlantisliler bu küçük devletin erdemi karşısında yenilir. Sonunda, mitolojik Yunan tanrıları da Atlantis’i gözden çıkarır ve Platon’dan 9 bin yıl önce (yani M.Ö. 9300’lerde) ada, denizin dibine batar.
Platon, Atlantis’in büyüklüğünü de anlatır; ada Libya ile Asya’nın toplamından büyüktür. Platon’un Asya’yı olduğundan küçük hayal ettiğini düşünsek bile, Atlantis gerçekten var olduysa, çok büyük bir ada olması gerektiği ortadadır.
Bilim cevap veriyor
Peki Atlantis gerçekten var oldu mu? İstisna görüşler olsa da, genellikle tarihçiler, Platon’un Atlantis ile ilgili anlattıklarının gerçek olmadığını, Platon’un kendi tezlerini savunmak için bu hayali hikayeyi anlattığını düşünmektedirler.
Atlantis ve söz konusu olaylar gerçekten gerçekleşmişse, nasıl oldu da bu olaylar Platon’a kadar hiç yazıya geçmedi? Mısırlıların, Platon’a anlattıkları bu kadar önemli bir medeniyeti yazıya geçirmeleri gerekmez miydi? Üstelik, tarihçi Strabon, Platon’un öğrencisi olan Aristo’nun, Atlantis’in Platon’un tezlerini savunmak için uydurduğu hayali bir ada olduğunu ifade ettiğini aktarır.
Ancak Atlantis aleyhine asıl darbe oseanoğrafya ve jeoloji bilimlerinden geldi. Okyanusların altında keşfetmediğimiz çok şey olmasına rağmen, okyanusların dibini haritalama çalışmaları için oraya gönderilen onca denizaltı ve araştırma robotlarının şüphesiz ki Asya ile Libya’nın toplamından büyük batık bir adayı tespit etmesi gerekirdi.
Dahası, levha tektoniği kuramı Atlantis’in var olmasının imkansız olduğunu ortaya koyar. Levha tektoniği, yer kabuğunu oluşturan yedi büyük levha ile diğer küçük levhacıkların, son birkaç milyon yıldaki büyük ölçekli hareketini tasvir eden kuramdır. Bu kurama göre, 12 bin yıl önce Atlantik Okyanusu’nda batan bir kıta olması imkansızdır. Böyle bir kıtanın batacağı bir bölge yoktur.
Sonuç olarak modern bilimin, kayıp kıta Atlantis mitini çürüttüğü ve söz konusu mistik New Age akımlarının iddialarının boş olduğunu gösterdiği rahatlıkla söylenebilir.
Kaynak: Arkeofili


.jpg)


.jpg)


.png)





