|
|
|
|
|
|
![]() |
Valhalla, eski Nordik dilindeki Valhöll kelimesinden türer.
“Katledilenlerin / Maktullerin Salonu” demektir.
Vikingler savaşçı bir millet olduklarından dolayı dini inançları ve kültürlerindeki mitolojik figürler savaşçıları ve savaşta ölenleri yüceltecek, onurlandıracak niteliktedir. Savaştaki acımasızlıkları ve korkusuzlukları yüzünden birçok millet tarafından barbar olarak tanımlanan bu insanlar hiç şüphesiz inançlarının bir getirisi olan duygulardan ötürü bu denli korkusuzdular.
Buna ek olarak; onlarınki gibi bir toplumda ölümsüz olabilmenin tek yolu da elbette ki kahramanlıktan, cesaretten ve en nihayetinde ölümden geçiyordu.
Ölmek veya öldürülmek korkutucu bir şey değil aksine bir onurdu çünkü birinin ölümü ne kadar kötü, dayanılmaz ya da acılı olursa onun hakkında bir destan yazılma olasılığı artıyor ve o kişi halk şarkılarında, uzun destanların satır aralarında yaşıyordu.
Tanrıça Destanı - William Engelhardt
Valhalla ismi Eski Norsça "Valhöl"dan gelir, "holl" aslında salondan daha çok, bir kaya parçasını, tepeleri veya dağları ima eder ve Ölü Kahramanlar Tepesi olarak bilinir. (Valhöll : "Savaşta ölenlerin salonu") Aslında salondan daha çok, bir kaya parçasını, tepeleri veya dağları ima eder ve "Ölü Kahramanlar Tepesi" olarak bilinir. Bu öngörüde Valkürler, ölü savaşçıların ruhlarını bir dizi dağın altında bulunan sonsuz savaş alanına taşıyan ölüm melekleri olarak bilinirlerdi.
Odin tarafından yönetilen Asgard'da bulunan görkemli, büyük odadır. 540 kapısı bulunur ve Ragnarök zamanında her kapısından 800 einherja dışarıya, dokuz diyar'a çıkacaktır. Savaşırken ölenlerin yarısı buraya, kalan yarısı da Frejya'nın hüküm sürdüğü Folkvangr'a gider.
Bir ozan, savaşçılara ilhan verip onları savaşa motive ediyor - W. Engelhard
Valhalla’nın çatısı kalkanlardan yapılmıştır ve kirişleri için mızraklar vardır. Geniş salondaki birçok ziyafet masasını göğüs zırhından yapılmış koltuklar çevreler. Kapıları kurtlar tarafından korunur ve üzerinde kartallar uçar. Salonun dışında, dünyanın en güzel şeylerinden biri olduğu söylenen Glasir adında altın bir ağaç durur. Burada bal likörü keçisi Heiðrún ve boynuzlarından dünyadaki tüm suların aktığı kaynağa sıvı damlatan geyik Eikþyrnir bulunur. İkisi de Valhalla’nın çatısında yaşar ve Læraðr adlı ağacın dallarından otlarlar. Kimse buranın ne kadar büyük olduğunu bilmese de muazzam olduğu söylenir. Thor’un Valhalla’da 540 odadan oluşan bir sarayı vardır.
Viking Kralı Ragnar Lodbrok'un ölmeden hemen önce belirttiği ve kendisinin oraya gideceğini iddia ettiği yerdir Valhalla.
Valhalla'ya gitmek ne demek, nasıl girilir?
Cermen savaşçıları savaşa doğru hücum ediyor. Önlerinde bir Valkyrie önderlik ediyor. - William Engelhard
Valhalla, tanrıların diyarı Asgard'da bulunan geniş ve kocaman bir kabul salonudur ve Odin tarafından yönetilir. Burada Odin, savaş esnasında kahramanca savaşıp ölenlere bir ziyafet hazırlatır ve onlarla beraber bu eğlenceye katılır.
Huzurlu bir şekilde ölenler Valhalla‘ya gelemezler. Ayrıca doğum yaparken ölen kadınların da Valhalla‘ya kabul edildiği de söylenir. Kadın veya erkek fark etmeksizin, savaşta ölen herkes Valhalla‘ya girmeye hak kazanır. Savaş meydanında ölenlere Einherjar denir ve Valkürler (savaşçı bakireler) tarafından at sırtında büyük salona taşınırlar.
Savaş alanında bulunan bir başka savaş gazisi ise yaralılara bakıyor.
Valhalla’daki savaşçılar, bütün gün birbirleriyle savaşırlar ve sayısız yiğitlikler yaparlar. Ancak her akşam tüm yaraları iyileşir ve tam sağlıklarına kavuşurlar. Elbette tüm bu savaşlar acıkmalarına neden olur. Akşam yemekleri de onları asla hayal kırıklığına uğratmaz. Dev yaban domuzu Saehrimnir tüm savaşçıları besleyecek kadar büyüktür ve o da geceleri kendini yeniler. Memeleri insanoğlunun bildiği en iyi bal liköründen sonsuz miktarda üretebilen keçi Heiðrún ise onların içecek ihtiyacını karşılar.
Bir başkası, düşmüş bir kahramanı kalkanında taşıyarak Valhalla'ya yükseliyor. Hermod ve Bragi yeni Einherjar'ı karşılıyor. - William Engelhard
Valhalla’nın kahramanları, Ragnarök’te Odin tarafından yönetilecek ordu amacıyla seçildi ve bu nedenle kıyamet günündeki büyük savaş için sürekli talim yapacakları düşünülüyordu. Salonun 540 kapısı vardı ve bu kapıların en az birinde koruyucu olarak bir kurt ve tepesinde uçan bir kartal vardı. Bu kapılar sayesinde 800 savaşçı aynı anda geçebiliyordu ve gün boyunca talim yaparak hem öldürüp hem de katlediliyorlardı, akşamları tekrar bir araya gelip birlikte ziyafet veriyorlardı.
Ancak Valhalla savaşçıları, Nesir Edda’nın Gylfaginning 41. kısmında anlatıldığı gibi, her şeyin üstesinden gelebilen, Ragnarök’e hazırlanmak için becerilerini geliştiren einherjar (mükemmel savaşçılar) olarak biliniyorlardı.
Bragi, Odin'in tahtında oturduğu Valhalla'ya bir kahraman getirir. Sağında, Idun ölümsüzlük elmalarını tutar ve yanında Odin'in karısı Frigg durur. - W. Engelhard
Valhalla’ya giden savaşçıların dışında, geri kalanların yarısı Fólkvangr’da tanrıça Freyja ile birlikte yaşamaya gider. Burası, Sessrúmnir salonunun bulunduğu güzel bir çayırdır. Freyja genellikle aşk ve doğurganlıkla ilişkilendirilirken, aynı zamanda savaşla da bağlantılıdır. Her gün savaştan sonra öldürülenlerin yeniden savaşmak için diriltildiği ebedi savaş Hjaðningavíg’e öncülük ettiği söylenir.
Ölmüş olanlar için bir sonraki yer Hel veya Helheim idi. Helheim, modern Hıristiyanlık bağlamında cehennem ile karıştırılmamalıdır. Kelimeler birbiriyle ilişkili olsa da, Helheim, hızlı akan ve geçilmesi mümkün olmayan bir nehirle ayrılmış, tanrıça Hel tarafından yönetilen bir krallıktır. Hel’e giden insanlar, yaşlılar ve sakatlar gibi savaşta ölmeyen kişilerdir. Ancak Loki tarafından kandırıldıktan sonra öldürülen Tanrı Baldr bile kendini Helheim’da bulmuştur.
Bu üçünün yanı sıra, denizde ölen denizcilerin gittiği Ran’a dair bazı kanıtlar var. Son olarak, insanların sevdiklerine kavuştuğu huzurlu bir dağ olan Helgafjel var. Bu konumların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu gerçekten bilmek zor. Hepsi aynı alemin parçaları olabilirler veya farklı olabilirler.
Valhalla'da en iyi etler ve içeceklerle ziyafet - William Engelhard
Ziyafette yemek olarak yaban domuzu Schrimnir‘in eti ikram edilir ve bu domuzun eti salondaki herkes ama herkes için yeterlidir. Bu yaban domuzu her sabah pişirilmesine rağmen, her gece tekrardan bir bütün haline gelir. Savaşçılar, içecek olarak keçi Heidrum‘un sütünden yapılan bal şarabından bol bol faydalanabilirler.
Ziyafet çekmedikleri zamanlardaysa birbirleriyle savaşıp, dövüşerek eğlenirler. Her gün atlarını meydana doğru sürüp birbirlerini parçalara ayırana kadar kavga ederler. Boş zaman aktiviteleri bu şekildedir, ancak yemek zamanı geldiğinde herkesin yaraları iyileşir ve hepsi Valhalla’ya ziyafet çekmeye geri döner.
Heimdall'ın Einherjar'ı son kez savaşa çağırmak için Gjallarhorn'u üfleyeceği güne kadar. - W. Engelhard
Valhalla’da zaman kavramı ve dünyevi işler yoktur ve savaşçıların beraber ne kadar talim yapacakları ve ziyafet çekecekleri bilinmez. Ancak Valhalla evreninin sonsuz olmadığı kesindir. Gylfaginning’in 38. kısmında ‘’Dünya’nın oluşumundan beri savaşta ölen savaşçıların hepsi Odin’in yanına Valhalla’ya gelecektir.’’ diye açıklanır ve daha sonra orada Ragnarök’e kadar kalıp, Odin,Thor ve diğer tanrılarla birlikte ikinci kez ölecekleri belirtilir.
"Her gün giyinip kuşanıp hemen zırhlarını giyerler ve meydana çıkar ve birbirleriyle savaşıp yere sererler. Onların sporu budur; akşam yemeği vakti geldiğinde, Valhalla’ya eve dönerler ve burada söylendiği gibi içmeye otururlar: Odin’in salonundaki tüm mükemmel savaşçılar, eğlenirler her gün, kendilerine kurban seçer ve savaşta ata binerler, daha sonra beraber kardeşçe otururlar..."
Odin, Fenris Kurdu ile buluşmaya giderken, Thor da Dünya Yılanı ile karşı karşıya gelir. - W. Engelhard
Valhalla’da yeme içme sıkıntısı yoktur çünkü tanrların aşçısı Andhrimnir, hiç sönmeyen bir ateşin üzerinde Saerimnir adında kocaman bir hayvan pişirirdi (bazen yaban domuzu olduğundan bahsedilir). Her gece yeniden doğan bu hayvan sayesinde bir sonraki güne et tedarik edilirdi. Keçi Heidrun memelerinden bal şarabı verirken, geyik Eikthyrnir ise boynuzlarından hem Valhalla’ya hemde bütün diyarlara temiz su sağlardı.
Odin omuzlarındaki Huginn ve Muninn adında iki kuzgunuyla birlikte kralların ve kahraman savaşçıların ruhları arasında bulunan tahtına oturuyordu. Kuzgunlar her gün dünyayı dolaşıp akşam yemeği vakti Odin’e haberler getiriyordu, böylece Odin dokuz evrende olan biten her şeyden haberdar olabiliyordu. Valkürler ruhları yemeğe davet edip onlara hizmet ederken, o diğerleriyle beraber yemek yemezdi kendi payını kurtları Geri ve Freki’ye verip yalnızca şarap içerdi.
Devler tanrılara karşı savaşa katılıyor.. - William Engelhard
İskandinav tanrları ölümsüz değillerdi. Belirli aralıklarla yedikleri Tanrıça Idunn’un sihirli elmaları sayesinde genç ve güçlü kalıp yaşlılıktan ve ölümden korunurlardı. Tanrılar Ragnarök’te herhangi bir silah veya güce karşı faniler kadar savunmasız ve zayıftı. Tanrıların birkaçı ve Valhalla’nın usta savaşçıları Loki tarafından yönetilen kaos ordusundan önce ölecektir. Bunlara kurt Fenrir, dünya yılanı Jörmungandr, tanrıça Hel, ölü ruhlar ordusu, Surtr’un ateş devleri ve birçok kişi dahildir.
Ragnarök efsanesi ölü savaşçıların yalnızca Odin ve Freyja tarafından değil aynı zamanda Hel tarafından da seçildiğini öne sürer. Gylfaginning’in 51. kısmında yazdığı gibi, ‘’Hel’in bütün usta savaşçıları Loki’nin izinden gider ve buradaki usta savaşçı kelimesi Valhalla’daki einherjar kelimesini kasteder. Bu mükemmel savaşçılar (einherjar) Odin’in Salonu’nda uzun süre kalmış olsalar da faniler, kıyamet gününü müjdeleyen olayın, tanrı Baldr’ın öllümünün, Viking çağında (MS.790-1100) çoktan gerçekleşmiş olduğunu anlamışlardı. Ragnarök için geri sayım çoktan başlamıştı. İnsanlar kıyametin eli kulağında olduğunu iklim değişiklikleri, uzun zamandır sürdürdükleri töre ve geleneklerinin bozulması gibi işaretlerden anlayacaklardı.
Buz devleri, Surt ve ateş iblislerinin de eşlik ettiği Nagalfari gemisiyle gelirler. - William Engelhard
Fateler (Nornlar olarak da bilinir, kaderi belirleyen üç kişi: Urd, Verdandi ve Skuld) aniden tanrıların elinde tuttuğu gücü kıracak ve kurulu dünya düzenini bozacaklardır. Nornlar (Eski Norsça: norn, çoğul: nornir), Norse mitolojisindeki üç dísirdir: Urd (geçmiş),, Verdandi (şimdiki) ve Skuld (gelecek). Skuld aynı zamanda bir Valkürün ismidir. Nornlar'a şu nitelikler verilir: Bilgeliğin temsilcileridirler. Büyüsün diye her gün “kaynak ağacı”nı sularlar.
Gylfaginning’in 51. Kısmında, orduların Vigrid savaşındaki toplanmasından bahseder:
"Bu olaylar gerçekleştikten sonra, Heimdall ortaya çıkacak ve Gjallar borusunu kuvvetlice üfleyip tanrıları uyandıracak ve birlikte konsey düzenleyecekler. Daha sonra Odin Mimir’in yanına gidip kendisi ve evi için akıl danışacak, Kül ağacı Yggdrasil sallanacak, yerdeki ve gökteki her şey korkacak. Aesir tanrıları zırhlarını giyecek ve şampiyon savaşçılarla beraber savaş alanına doğru ilerleyecekler. Önce Odin altın miğferini ve Gungnir isimli mızrağını kuşanacak ardından Fenrir’in üzerine doğru saldırırken Thor’da yanında olacak..."
Surt yeryüzüne ateş püskürtüyor.. - W. Engelhard
Kurt Fenrir Odin’i öldürür. Bunun üzerine Thor dünya yılanı Jörmungandr’ı öldürdüğü esnada kurt, Odin’in oğlu Vidarr tarafından katledilir ancak Thor’da yılanın zehrinden dolayı ölür. Loki ve Heimdall da birbirlerini öldürür. Tüm bunlar olurken, bereket tanrısı Freyr da ateş devi Surtr bütün dünyayı ateşe verip dokuz alem yok olmadan önce, Surtr tarafından öldürülür. Tüm dünyanın yok olmasıyla birlikte Valhalla’nın savaşçı kahramanları ölür ve hep tanrıları Odin’e hizmet etmeleriyle bilindiler. Bahsi geçmemiş olmasına rağmen, bu muhteşem savaşçıları seçen ve onlara hizmet eden valkürlerin de Ragnarök’te helak olduğu düşünülmektedir.
Sadece üç Norn hayatta kalır: İsimlerinin anlamı ise Geçmiş, Şimdiki ve Gelecek. - W. Engelhard
SONUÇ:
Kahramanlar ikinci kez öldürülmelerine rağmen, dünya düzeni uğruna cesurca savaşıp kaosa karşı nihai bir zafer elde ederler ve sonucunda eskinin küllerinden yeni bir dünya doğar. Bunun yanı sıra, bazı bilim insanları tarafından dünyanın sonu ve yeniden doğuşu vizyonunun, tanrıların ölümü ve dokuz diyarın yok edilmesiyle dünyanın sona ermesi, yeniden dirilme umudundan yoksun bir Hristiyan katkısı olduğu iddia edilmiştir.
Örneğin Davidson, Valhalla hakkında belirtilen kaynakların, onun ölüler diyarından başka bir şey olmadığına dikkat çekiyor: "Valhalla, aslında şaşaalı bir savaşçı cennetinden çok, Snorri tarafından şiirlerde yaratıcı bir şekilde tasvir edilen ve kısmen modernleştirilen, ölüm ve mezar kelimesi ile eş anlamlı gibi görünüyor. Bu dünyada Odin, ölülerin tanrısı olarak hüküm sürdü ve insanlar savaşlarda can vererek kendilerini ona adadılar, böylece savaşçı olmanın önemi doğal olarak vurgulanıyor." (Gods and Myths, 153)
Bununla birlikte, arkeolojik kanıtlar ve daha sonra ortaya çıkarılan yazılar, ölümden sonraki hayata ve kişinin ölümünün ardından bir diyarda bir tür yeniden doğuş inancına güçlü bir şekilde işaret etmektedir.
Valhalla’nın bir zamanlar yalnızca ölen insanlar için bir savaş alanı olarak tasavvur edildiği, ancak Hristiyanlığın gelişinden ya önce ya da sonrasında, insanların ihtiyaçlarını karşılamadığı için daha büyük bir aleme dönüştürüldüğü olasıdır. Davaları uğruna cesurca ölenlerin, öbür dünyalarında cesetler, kırık mızraklar ve paramparça miğferler arasında dolaşmaktan daha fazlasını hak ettiği düşünülürdü. Yaşayanlar ise, tanrılarının yanında güzel kadın savaşçılarla birlikte altından çatılı, sonsuz ziyafetler ve sınırsız bal şarabı sunulan bir salonu hak ettiklerini hissediyorlardı. Bu anlayış, geride kalanlara ve gerçekten ölümü göze alanlara umut vaat etti.
Valhalla, başlangıçta nasıl bir yer olursa olsun, insanların daha büyük bir hayale olan ihtiyacı, onu yeniden savaşmak için ayağa kalkan düşmüşleri onurlandıran "Kahramanlar Salonu" olarak ünlü etti.