|
|
|
|
|
|
![]() |
Yeni araştırmaya göre Avrupalıların Amerika'daki varlığının bilimsel olarak kanıtlanabileceği en erken tarih MS.1021. Kaşif Kristof Kolomb, 1492'de Amerika'ya ulaşmasıyla uzun zamandır, yüzyıllardır itibar görüyor. Ancak tarihçiler, Vikinglerin Kristof Kolomb'tan yaklaşık 500 yıl önce Amerika'ya ulaştığını söylüyor. İzlandalı kaşif ve Kızıl Erik'in üç oğlundan ikincisi Leif Erikson'un Kuzey Amerika'yı ziyaret eden ilk kişi olduğuna inanılıyor.
Vikinglerin Amerika’ya ulaşmasının temelini, Grönland’a yaptıkları seferler oluşturur. Erik the Red (Kızıl Erik), 985 civarında Grönland’a ulaşmış ve burada birkaç yerleşim kurmuştur. Onun oğlu Leif Erikson, daha da batıya gitme hayaliyle yola çıktı. Yaklaşık 1000 yılı civarında, Leif Erikson’un “Vinland” adını verdiği bir bölgeye ulaştığı rivayet edilir.
Bu toprak, günümüz Kanada’sında Newfoundland civarında yer aldığı tahmin edilen bir bölgedir. “Vinland” adı, Eski Norsça’da “üzüm ülkesi” anlamına gelir. İzlanda Sagaları, Leif Erikson’un üzüm bağları, geniş ormanlar ve ılıman iklimle karşılaştığını anlatır. Bu betimlemeler, Kuzey Kanada’ya göre daha güneyde bir yerleşimi düşündürmektedir.
Bu anlatımlar yüz yıllarca sadece bir efsane olarak kabul edildi. Ancak 1960’larda yapılan bir keşif, bu görüşü değiştirdi.Kanada’nın Newfoundland adasında bulunan L’Anse aux Meadows, 1960 yılında Norveçli arkeolog Helge Ingstad ve karısı Anne Stine tarafından keşfedildi. Burada ortaya çıkarılan uzun evler, fırın yapıları ve çivi kalıntıları, açıkça Viking yapımıydı.
Minnesota Eyalet Meclisi binasının bahçesindeki Leif Erikson Anıtı. Fotoğraf: MinnPost, Bill Lindeke
Amerika'daki Viking varlığı için önceki tahminler İzlanda destanlarına dayanıyordu. Ancak bunlar, sözlü eserler olarak başladı ve yüzyıllar sonra yazıya döküldü.“Grönlandlıların Destanı” adlı tarihi belgeye göre Vikinglerin Amerika'yı ilk kez MS 986 sonbaharında tesadüfen keşfettikleri düşünülüyor. Destan, Bjarni Herjolfsson adlı bir kahramanın Norveç'ten Grönland'a yelken açmaya çalışırken rotasından çıktığı ve gemisinin Kuzey Amerika'ya oturduğunu konu ediniyor. Ancak, efsaneye göre Herjolfsson asla karaya çıkamadı.
Ancak farklı bir anlatıya göre, onun hikayelerinden ilham alan başka bir Viking Leif Ericsson daha sonra kendi seferine çıktı ve 1002'de Kuzey Amerika'yı buldu. Buna göre Ericsson, Amerika kıtasında üzüm ve böğürtlen bakımından zengin, verimli bir toprak bularak Vinland’ı kurdu. Eriksson ayrıca Kuzey Amerika kıyılarında iki tane daha "toprak" adlandırdı: biri Helluland adını verdiği yassı taşlı, diğeri ise Markland adlı düz ve ağaçlıklı.
Bununla birlikte, Amerika kıtasına yapılan Viking seferlerinin sayısı ve Atlantik üzerindeki kalış süreleri hala bilinmiyor. Mevcut veriler, Vikinglerin az bir popülasyonla göç ettiğini ve Amerika'daki bu ilk Avrupa faaliyetlerinin kültürel ve ekolojik mirasının muhtemelen küçük olduğunu gösteriyor.
Uluslararası araştırmacılardan oluşan ekibin yürüttüğü araştırma, şimdi bunun kesin tarihini 1021 olarak belirlediğini de iddia ediyor. Vikinglerin Amerika'ya Kolomb'tan 500 yıl önce ulaştığını ispatlayan arkeolojik kanıtlar da bulundu. Araştırmacılar, Nature dergisinde yayımlanan yeni çalışmada, Kanada'nın Newfoundland kentinde bulunan ve Erikson'la bağlantılandırılan L'Anse aux Meadows kazı alanındaki Vikinglerin kestiği odunların tam olarak MS. 1021'e tarihlendiğini söylüyor.
Araştırmaya göre üç farklı ağaca ait, incelenen üç parça odunun her birinin arkeolojik açıdan Vikinglere atfedilen bağlamlara sahip. Her bir tahta parçası, yerli halkın üretmediği bir malzeme olan metalden yapılmış bıçaklarla kesildiklerine ve dilimlendiklerine dair "açık kanıtlar" da gösteriyor. MS. 992'de meydana gelen ve bir sonraki yıldan itibaren ağaç halkalarında farklı bir radyokarbon sinyali üreten "büyük Güneş fırtınası" sayesinde kesin tarihlere ulaşılabildi.
Vikingler Amerika'ya Kolomb'dan 500 yıl önce geldi
Norveçli ressam Hans Dahl'ın resminde Leif Ericson'ın Amerika kıtasına adım attığı ilk anlar tasvir ediliyor. Tarihi anlatılar Vikinglerin kıtayı Kolomb'dan önce keşfettiğini ileri sürse de kesin bir arkeolojik kanıt bugüne dek elde edilememişti (Wikimedia Commons)
Independent'te yer alan habere göre; araştırmayı yöneten ve Hollanda'daki Groningen Üniversitesi'nden Doçent Michael Dee şunları söyledi: "MS. 992'yle 993 arasında vuku bulan radyokarbon üretimindeki belirgin artış, dünyanın her yerindeki ağaç halkası arşivlerinde tespit edildi." Dee, üç ahşap nesnenin her birinin, kabuklarının kenarında bu sinyali 29 büyüme halkasıyla gösterdiğini söyledi.
Yine Groningen Üniversitesi'nden çalışmanın başyazarı Dr. Margot Kuitems ise şunları söyledi: "Güneş fırtınasından gelen sinyali ağacın kabuğundaki 29 büyüme halkasında bulmak, kesme faaliyetinin MS. 1021'de gerçekleştiği sonucuna varmamızı sağladı."
Araştırmacılar, Amerika'ya yapılan Viking seferlerinin sayısının ve Atlantik'in öte tarafında ne kadar kaldıklarının henüz bilinmediğini söylüyor. Mevcut tüm veriler, bütün çabaların "biraz kısa ömürlü" olduğunu ve Amerika'daki ilk Avrupalı faaliyetinin kültürel ve ekolojik mirasının muhtemelen küçük olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, L'Anse aux Meadows'tan elde edilen botanik kanıtlar, Vikinglerin Newfoundland'den daha güneydeki toprakları da keşfettiğini doğruladı.
Dr. Kuitems açıklamasında şunları söyledi: "MS. 1021, Amerika'daki Avrupalı varlığının bilimsel olarak kanıtlanabildiği en erken tarih. Vikinglerin Amerika'daki varlığıyla ilgili önceki tarihler büyük ölçüde İzlanda destanlarına dayanıyordu. Öte yandan bunlar sözlü anlatılar olarak başlamış ve ancak anlattıkları olaylardan yüzyıllar sonra yazıya dökülmüştü. Çelişkili ve zaman zaman fantastik olsa da bu destanlar aynı zamanda, Avrupalılar ve bölgenin yerli halkı arasında hem şiddetli hem de sevecen karşılaşmaların yaşandığını ima ediyor. "Ancak, bu tür etkileşimleri destekleyecek çok az arkeolojik kanıt ortaya çıkarıldı."
Dr. Kuitems ayrıca açıklamalarına bazı ayrıntıları da şöyle ekledi: "Avrupa anakarasındaki önemli şahsiyetlerin, Vikinglerin Atlantik'i geçerek karaya çıktığını bildiğini ima eden başka Ortaçağ rivayetleri de mevcut."
Yeni kanıtlar ışığında birçok arkeolog, İzlandalı kaşif ve Kızıl Erik'in üç oğlundan ikincisi Leif Erikson'un Kuzey Amerika'yı ziyaret eden ilk kişi olduğuna inanıyor (Wikimedia Commons)
Öte yandan Vikinglerin Amerika'yı Kolomb'dan önce keşfettiğini gösteren daha yeni kanıtlar da bulundu. Tarihi ahşabın mikroskobik analizi, Vikinglerin Kanada'ya gittiğini ortaya koydu.
Independent'in haberine göre; İzlanda Üniversitesi'nden arkeologlar, Viking denizcilerinin Amerika kıtasına Kristof Kolomb'dan çok önce ulaştığı tezini destekleyen yeni kanıtlar buldu. Vikinglerin gemilerine odaklanan arkeologlar, İskandinav halkının kullandığı ahşabın mikroskobik analizini gerçekleştirdi. Hakemli bilimsel dergi Antiquity'de yayımlanan makalede, Vikinglerin 700 yıl önce Kuzey Amerika'dan gelen keresteyi kullandığı belirtildi.
Bu da Viking denizcilerinin, Kolomb'un MS 1492'de "Yeni Dünya'yı keşfetmesinden" çok önce Kuzey Amerika'nın doğu kıyılarıyla temas kurduklarını gösteriyor.
Vinland Haritası: İzlanda Sagalarında Leif Ericson'un yerleştiği aktarılan Vinland'ın yer almasından dolayı bu ad verildi. 13. yüzyıla ait orijinalin 15. yüzyılda çizilen kopyası olduğu iddia edildi ve Kolomb Öncesi Okyanus Ötesi Temas'ın delili olarak gösterildi. Ancak 20. yüzyılda hazırlanan sahte bir delil olduğu düşünülmektedir.
Arkeolog Lísabet Guðmundsdóttir liderliğindeki araştırma ekibi, Vikinglerin Batı Grönland'da MS 1000 ve 1400 yılları arasında yaşadığı 5 İskandinav bölgesinde bulunan ahşap örneklerinin hücresel yapılarını inceledi. Guðmundsdóttir, kerestenin bir kısmının Kanada'daki Rocky Dağları'nın doğusunda yetişen Banks Çamı (Jack pine) gibi ağaçlardan alındığını kaydetti.
Makalede, "Bulgular, İskandinav Grönlandlıların, en azından 14. yüzyıla kadar Davis Boğazı'ndan Kuzey Amerika'nın doğu kıyısına geçmek için gereken araçlara, bilgiye ve uygun gemilere sahip olduğu gerçeğini vurguluyor" ifadeleri yer aldı: "Yani, Grönland'daki İskandinav yerleşimi döneminin tamamı boyunca Grönland'dan Kuzey Amerika'ya yolculuklar yapılıyordu ve İskandinavlar, düşünüldüğünden çok daha uzun süredir Kuzey Amerika'dan kaynaklar elde ediyordu."
Uzmanlara göre, kutup iklimi ve seyrek arazisi nedeniyle Grönland, Ortaçağ'da gelişen bir kültürün ihtiyaç duyacağı kaynaklar açısından zengin bir bölge değildi. Bu da Grönlandlıların ihtiyaçlarını başka topraklardan karşılaması gerektiği anlamına geliyordu.
Örneğin Konungsskuggsjá adlı 13. yüzyıldan kalma bir Norveç metninde bu düşünceyi doğrulayan ifadeler var: "Araziyi iyileştirmek için gereken her şey, hem demir hem de ev yapımında kullanılan tüm kereste, dışarıdan satın alınmalı."
Tarihsel kayıtlar, Ortaçağ'da Grönland'daki İskandinav toplumunun (MS 985-1450) Amerika'dan kereste ithal ettiğini uzun süredir düşündürüyordu. Ancak bu iddiayı destekleyen bilimsel kanıtlar yeni yeni elde ediliyor. Guðmundsdóttir ve meslektaşlarının bulguları da bu önemli kanıtlardan biri.
Uluslararası bir araştırma ekibinin 2021'de yürüttüğü bir başka bilimsel çalışma da aynı sonuca işaret etmişti. Söz konusu çalışmada Kanada'nın Newfoundland kentinde tarihi bir alanda yer alan, Vikinglerin kestiği odunlar incelenmiş ve bunlar MS 1021'e tarihlendirilmişti.
Kristof Kolomb, Amerika'ya geldiğinde yeni bir kıtaya değil, Hindistan'a geldiğini sanmıştı.
Bu da Vikinglerin Kolomb'dan yaklaşık 500 yıl önce Amerika'ya ulaşmış olduğu anlamına geliyordu. Bu yeni kanıtlar ve bulgulara göre Amerika'nın keşif tarihi değişebilir!
Amerika'nın keşif tarihi değişebilir!
Cumhuriyet'in aktardığı bir habere göre; bu kez de İsveç'te Lund Üniversitesi'nden bilim insanlarının yaptığı bir çalışma, Viking Çağı Norse halklarının Yüksek Arktik'te deniz filinin fildişini ararken, Kristof Kolomb'tan yüzlerce yıl önce Yerli Kuzey Amerikalılarla karşılaşmış olabileceğini öne sürüyor. Bu buluş, tarih öncesi küresel etkileşimlerin ilk örneklerinden biri olarak görülüyor. Buna göre; Viking Çağı Norse halklarının Yüksek Arktik'te deniz filinin fildişini ararken, Christopher Columbus'tan çok önce Yerli Kuzey Amerikalılarla karşılaşmış olabileceği ortaya çıktı.
Vikinglerin fildişi ticareti ve yerleşimler
Ortaçağ Avrupa’sında deniz fili fildişi, yüksek değerli bir ticaret malıydı ve Norse aracılar tarafından temin ediliyordu. Norse halkları, Kuzey Atlantik boyunca genişleyerek bu ürünü arayışında İzlanda ve Grönland’da yerleşimler kurdular. Bu yerleşimler, fildişi ticaretinin merkezi haline gelmiş ve Norse toplumlarının ekonomik yapısında önemli bir rol oynamıştı.
Yüksek Arktik avlanma alanlarının belirlenmesi
Science Advances dergisinde yayımlanan bir çalışma, Grönland’daki Norse yerleşimlerinden Avrupa’ya ithal edilen deniz fili fildişinin, geleneksel olarak bilinen bölgelerin çok ötesinde, oldukça uzak Yüksek Arktik avlanma alanlarından elde edildiğini ortaya koydu. Yüksek çözünürlüklü genetik kaynak yöntemleri kullanılarak, araştırma ekibi, fildişinin özellikle Grönland ile Kanada arasında yer alan kuzey Baffin Körfezi’nde bulunan North Water Polynya gibi uzak avlanma alanlarından temin edildiğini belirledi.
Vikingler ve Yerli Amerikalılar arasındaki temas
Vikingler bu uzak bölgelere gittiklerinde, muhtemelen diğer kültürlerle karşılaşmış ve onlarla ticaret yapmış olabilirler. Özellikle Thule Inuitler, modern Inuitlerin ataları olarak, bu bölgelerde yaşayan yerli halklarla etkileşimde bulunmuş olabilirler. Araştırmacılar, Vikinglerin bu karşılaşmalar sonucunda fildişi ticaretinde yerli halklarla işbirliği yapmış olabileceğini öne sürüyor.
Küresel etkileşimin ilk izleri
Bu buluş, insanlık tarihinin erken dönemlerinde küresel etkileşimlerin nasıl başladığına dair önemli ipuçları sunuyor. Vikingler ve Yerli Amerikalılar arasındaki olası temaslar, insanlık tarihindeki ilk "tam döngü" küresel bağlantılarından biri olarak değerlendiriliyor. Bu etkileşimler, binlerce yıl önce Afrika'dan dışa doğru genişleyen insan topluluklarının kuzey dünyada birleştiğini gösteriyor.