Uykular, ninniler ve düşler

Uykular, ninniler ve düşler

Günler aydınlığa hasret, düşler hayra yorulmaya...
Gelecek, bilinmezliğin labiretinde kördüğüm olmasın diye!
Bu yüzden mi, umutlarımızı yükleriz hep düşlerimize? Bu yüzden mi, düşlerimizi hep gelecekten haber alma diye yorumlama yanlışına düşeriz? 
Aydınlıktır karanlığın düşmanı!
Bu yüzden mi, düşler kurulur aydınlık için?
Öyleyse, düş kurmaya devam...
Ama yine de, şu günlerin ağırlığında, gece düşleri alır götürür bizi sığınmacı akşamların hüznüne. Havada ışığı ağlatan bir ağırlık asılı! Ve gece düşleri alır getirir bizi, dimdik yüreklerin yanında bir nöbete. Kilit vurulmuş ağızların dilinde henüz söylenmemiş mavi bir sözcük durur. Işığa ve umuda dair...

Düş kurmak güzel! 
Daima şiirsel bir tarafı var düşlerin. 
Haydi düş kurun! 
Yalnızca düşleriniz ele versin sizi!
 
Ya uykuda gördükleriniz? 
Bir labirentin içinde oynanan bir senaryo gibidir sanki.

Bazen, insanı allak bullak edercesine karmakarışıktır da.     
Bazen de kabusunuz olup da yapışır yakanıza. 
Uykuların en derin yerinde “merhaba” der size,“ben kabusunuzum” diye tanıştırır kendini. 
Karanlığı simgeler kabus! 
Bu yüzden mi, her kabustan sonra yeniden uyumayı sevmez insanlar?
Öyleyse, 
uyanık kalmakta yarar var!

Yine de, gelecek günlerin aydınlığına dair, yarının daha da büyüyecek olan kabusları kovacağına dair düşler kurmalı. İnadına ışığa sevdalı, inadına tutkun! Ve derin bir uykudan uyanırcasına...


Ağdalı bir hüzün sesi havada! 
Günler ağır! 
Derin bir uykuda tarih! 
Koro halinde söyleniyor ninniler!
Ama uyku o kadar da kötü değildir yine de! 
Uyku kimseyi korkutmamalı! 
Siz siz olun, asıl ninnilerden korkun!
Onu size anneniz söylemiyorsa eğer!
03 Ekim 2000

Yorumlar - Yorum Yaz