Edebi Yazılar 
Siyasi Yazılar 
Yeşil Yazılar 
Şiirler
Araştırmalar
Ekoloji 
Tarihten Sayfalar
Efsaneler
Kasaba Ezgileri 
Kızılderililer
Madımak
İz Bırakanlar
Not Defteri
Duvar
 Atatürk resimleri
 Atatürk gifleri
 Che Guevara
 Çizimlerim
 Gezi Parkı Direnişi
 Çaldağı videoları
 Che Guevara
 Nazım Hikmet
Videolar
 Şiir dinletisi
 Efsaneler
Müzik
 Yerli müzik
 Yabancı müzik
 Kızılderili müzikleri
Oyunlar
Satranç
Genel kültür
Stardoll
   Dost Siteler
  Yakamoz
  Çaldağı
 Tumblr
  Şiir Kenti
Düşünce Tarihi
  TEMA Vakfı
  EGEÇEP
Manidar
      Ziyaretçi Defteri
Kitap

Amazonlar

AMAZONLAR

Efsane mi, gerçek mi?

Amazon savaşçıları antik Yunan'da bir savaş sırasında

 

Rusya'nın güneyinde arkeologların 2 bin yıllık höyüklerde yaptığı kazılar, AMAZON olarak bilinen kadın savaşçıların yalnız efsanelerde yaşamadığını ortaya koydu. Pokrovka kentinin yakınlarında, Rus ve Amerikalı arkeologların, bir süre önce yaptıkları kazılarda, büyük kılıçlar ve başka savaş aletleri ile birlikte gömülmüş kadın savaşçıların mezarları, tarihte kadın savaşçılar olarak da bilinen Amazonların gerçekten varlığını kanıtlayacak bulguları ortaya çıkardı. Amerikalı arkeolog Jeannine Davis Kimbel'a göre, Urallar'ın güneyindeki höyüklerde tunçtan ok başları, demir hançerler ve kılıçlar ile birlikte gömülmüş kadın cesetleri bulundu. Bu höyükten 40 ceset çıktı. Buradaki yedi mezar, silahları ile birlikte gömülmüş kadınlara aitti. Bulunan kılıçların kadınlara ait olduğunun kanıtı da silahların normal boyuna karşı, kılıç kabzalarının, kadın eline uyacak biçimde küçük olmasıydı...

Arkeologlar, mezarları bulunan kadınların ancak tarihte Amazon diye bilinen kadın savaşçılar olabileceğini düşünüyor.  Bu cesetlerin Amazon savaşçılarına ait olduğuna işaret eden bir başka neden de, bölgede bulunan diğer insan kalıntılarından daha büyük yapıya sahip bulunmaları. Bu da "Amazon efsanesi"ni destekler nitelikte.
 
Bilim adamları, buldukları bu insan kalıntılarının tümüyle Amozonlar'a ait olduğu yolundaki değerlendirmelerin doğruluğuna inanıyor ve "Buralara gömülmüş olanların bazıları, kesinlikle savaşçı kadınlardı" diyor. Belki de efsanelerde söylendiği gibi, Rusya'nın güney bölgelerinde erkekleri yönetenler, gerçekten Amazon kadın savaşçılardı.

Asıl hikaye Anadolu'da

Amazonlar hakkında en geniş bilgiyi anlatılan öykülerden biliyoruz. 
Bir rivayete göre Libya’da, başkasına göreyse Kafkasya’da ortaya çıkmıştı Amazonlar
Ne var ki öykülerin geçtiği asıl yer Anadolu’dur. 

Anadolu Amazonlarının erken tarihi, neredeyse yaşadıkları söylenen bölgelerin tarihi kadar karanlıktır.  Bir söylenceye göre soyları, zalimlikleri yüzünden tahttan indirilen iki İskit prensesi Scolopotus ve Hylinos ile başladı. Bu iki prenses, aileleri, takipçileri ve takipçilerinin aileleriyle birlikte yurtlarından ayrılıp Kafkasların eteklerinde bir devlet kurdular. Yeni ülke arayışındaki tüm göçebe kavimler gibi önceleri öldürdüler ve yağmaladılar. Ama ele geçirilen halklar öç almak için gizlice silahlandılar. Bunu izleyen ayaklanmada İskit efendilerini yenmeyi başardılar. İskitlerin bütün erkekleri öldürüldü. İskitlerde savaş eğitimi kadın erkek ayrımı yapılmadan herkese verilirdi. Savaş eğitimi alan İskit kadınları kaçmayı başardılar. Peşlerinden gönderilmiş bir birliği de yenmeyi başarmış, takipçilerinden kurtulmuşlardı.

Erkekleri olmayan ve eskiden hükmettikleri insanlar tarafından esir edilmenin aşağılayıcılığına katlanmayı reddeden kadınlar, Meotis Gölü (Azak Denizi) bölgesinde tamamen kadınlardan oluşan bir devlet kurdular. Biri devlet işlerini, biri de orduyu yönetecek iki kraliçe seçtiler. Güçlü bir ordu oluşturduktan sonra savaşçılıklarını denemek üzere savunmayı bırakıp saldırıya geçtiler. Buna rağmen başarılı olmaktan uzaktılar. Nüfuslarının artmaması onlar için bir dezavantajdı. Yeni kazandıkları özgürlükle; evliliğin kölelik olduğuna inandıkları halde soylarının tükenmesi tehlikesi, yakın topluluklar ile anlaşma yapmalarını gerektirdi. Bu geçici birlikteliklerden doğan erkek bebekler babalarına geri verildi, kızlarsa yaya ve at üzerinde dövüşebilmek üzere çocukluktan itibaren eğitim gördüler.

Başlangıçta genç kabile Don Nehri kıyısında yaşardı. Nehrin adı da ordu kraliçesi olan Lysippe’nin oğlu Tanais’ten gelir. Tanais savaşa olan tutkusu ve evliliğe değer vermeyişi yüzünden Afrodit’i kızdırır ve annesine aşık olmakla cezalandırılır. Tanais ensest ilişkiye girmektense kendisini nehre atıp boğar. Nehir o günden sonra onun adıyla anılır. 

Lysippe, Amazonları Anadolu’ya getiren kraliçedir. Onun zamanında Amazonlar Karadeniz’e de geldi ve güney kıyısına yerleşmeye, krallıklarının batı sınırını belirlemek için ormanların arasında bir kent kurmaya karar verdiler. Bu kente kraliçelerinden birinin adını verdiler: Sinope. 
 

Hakimiyetlerini Kolkhis’e (Eskiden Karadeniz’le Kafkasya’nın güneyi arasındaki bölgeye verilen ad) kadar genişlettiler. Bölgedeki dağlara Amazon Dağları adı verildi. Amazon Dağları’ndaki derelerin birleşmesiyle oluşan geniş ve kısa bir nehir olan ve Karadeniz’e dökülen Thermodon Nehri’nin ağzındaki güzel bir burnun üzerine başkentleri Themiserya’yı (Bugünkü Terme) kurdular.

Amazonlar yüzyıllar boyunca Karadeniz’deki üslerinden çok uzaklara akınlar düzenlediler. Kraliçeler, Efes ve Thiba gibi kentler kurdular. Üç kraliçe tarafından yönetilen (Marpesia, Lampado, Hippo) üç kabile batıda Trakya’ya, doğudaysa Suriye’ye yöneldi. Başkentleri Themiserya’da savaş ganimetlerinin artmasıyla Artemis’in ilkel bir versiyonu için tapınaklar inşa edildi ve onuruna festivaller düzenlendi.

 
        Mustafa Kemal
M. Kemal Atatürk
  Atatürk'ün soyağacı
 Kırmızı Hafızlar ailesi
  Akıncı torunu Mustafa
        Maden Dosyası
  Yeşil cennete tehdit
 Çaldağı bizimdir!
  Vahşi madencilik
  Yüzyılın dalgası
   Che Guevara
Ernesto Che Guevara
  Hayatı ve eserleri
BM konuşması
  Videolar
   Kızılderililer
Kızılderililer Sayfası
  Tarihleri
 Yaşamları
 Müzikleri
  Videolar
Gerenimo
 Seattle'in mektubu
     Misafir Kalem

Eğitimci şair-yazar

A. Yavasli

Aydoğan Yavaşlı