Edebi Yazılar 
Siyasi Yazılar 
Yeşil Yazılar 
Şiirler
Araştırmalar
Ekoloji 
Tarihten Sayfalar
Efsaneler
Kasaba Ezgileri 
Kızılderililer
Madımak
İz Bırakanlar
Not Defteri
Duvar
 Atatürk resimleri
 Atatürk gifleri
 Che Guevara
 Çizimlerim
 Gezi Parkı Direnişi
 Çaldağı videoları
 Che Guevara
 Nazım Hikmet
Videolar
 Şiir dinletisi
 Efsaneler
Müzik
 Yerli müzik
 Yabancı müzik
 Kızılderili müzikleri
Oyunlar
Satranç
Genel kültür
Stardoll
   Dost Siteler
  Yakamoz
  Çaldağı
 Tumblr
  Şiir Kenti
Düşünce Tarihi
  TEMA Vakfı
  EGEÇEP
Manidar
      Ziyaretçi Defteri
Kitap

Hakkında

 
 

 

 
                                               

1959 yılında Turgutlu’da dünyaya gelen Metin Sert, ilk ve orta öğrenimini Turgutlu’da yaptı. 1977'de Turgutlu Lisesi'nden mezun oldu. 1980'de yüksek öğrenimini bitirdi. Türkçe ve edebiyat öğretmeni olmasına karşın, bu görevini yapma imkânı olmadı. Nedenini ise “12 Eylül rüzgârının çarpması ve önüne çıkarılan engeller” olarak açıklıyor:

“1980 yılı Temmuzunda mezun olduktan sonra, öğretmen olarak tayinimi bekliyordum. Ama 12 Eylül’ün sert rüzgârı beni de bir başka yere tayin etti. Öğrencilerle dolu okul sıralarını beklerken, demir parmaklıklarla tanıştım. Çok sevdiğim ve kutsal saydığım bu mesleğe bundan sonra da dönme imkânım olmadı. Tıpkı 1402’likler gibi görev yapması yasaklanmış, “sakıncalı personel” olarak görülüyordum. Zaten askerliğimi de Uğur Mumcu gibi “sakıncalı piyade” olarak yapmak zorunda kalmıştım…”

Özgürlüğüne kavuştuktan sonra ise, bir süre önüne çıkartılan engellerle mücadele etmek zorunda kaldığını belirten Metin Sert, iş hayatına bir yayınevinde çevirmenlik yaparak başladı. Okuma alışkanlığının giderek kan yitirmeye başlaması nedeniyle kitap sektörünün de krizli bir döneme girmesi sonucu bir ara ticaret yapmayı denedi. “Bu işin bana göre olmadığını zaten biliyordum” diyen Metin Sert, 2 yıllık ticaret deneyiminden sonra, İzmir’de bir dershanede Türkçe ve rehber öğretmeni olarak görev yaptı. 1 yıl sonra, 1993 yılında Turgutlu’ya dönerek, Turgutlu Belediyesinde Kültür İşleri Sorumlusu olarak görev yapmaya başladı. 1995 yılında, siyasi nedenlerle Belediye’den ayrılmak zorunda kaldığını belirten Metin Sert, kültürel ve sanatsal uğraşıyı bundan sonraki süreçte kendi başına ve kişisel çabalarıyla yürütmeye çalıştığını belirtiyor:

“Tüm değer yargılarının alt üst edildiği, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı, korkunç bir çürümenin hayatın her alanına yayılıp tüm toplumu kuşattığı bir ortamda, insana insan olduğunu mutlaka bir yolla hatırlatabilmek gerekir. Bunun için de hem değerlerdeki çürümüşlüklerle, hem de yaşamdaki adaletsizlik ve eşitsizliklerle savaşım vererek, insanca ve onurlu bir yaşamın gerekliliğini anlatabilmenin en iyi yollarından biri; kültür ve sanattır. Çünkü sanatın çok zengin ve etkili bir dili var. Ama bu, bir o kadar da zahmetli ve büyük özveri gerektiren çabalarla yürütülmesi gereken bir uğraş. Hele sanatın içine tükürmenin, hükümet ve devlet adamlarına dalkavukluk etmenin erdem sayılmaya başlandığı bu günlerde…”

Uzunca bir dönem radyoculuk ve gazetecilik gibi alanlarda medya kuruluşlarında yöneticilik yapan Metin Sert, ayrıca basın danışmanlığı görevlerinde de bulundu. Çeşitli dergi ve gazetelerde araştırma yazıları ile yazı dizileri yayımlandı. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı da yapan Metin Sert'in basım aşamasında bir kitap çalışması, kitaplaştırma aşamasında bir araştırması ve çeşitli konularda çalışmaları bulunuyor.

Metin Sert, evli ve bir kız çocuğu babası.

Metin Sert, yaşam felsefesini ise kısa bir özet olarak şöyle açıklıyor:

"Karanlıkta ıslık çalarak yaşanmaz. Islık çalarak, karanlık korkusundan kurtulunabilir belki. Ama asıl tehlike işte ondan sonra başlar. Karanlık korkusundan bir kez kurtulunca, o zaman karanlıkla birlikte yaşamaya da alışılmış olur. Peki kendimize nasıl bir yaşamı layık görüyoruz? Karanlıkta mı, yoksa aydınlıkta bir yaşam mı? Seçimimiz aydınlık bir yaşam ise, o zaman karanlıkta ıslık çalınmaz! Asıl yapılması gereken; bir mum yakmak sadece. Bazen zifiri karanlıkta, küçük bir mum ışığı bile pek çok şeyi aydınlatmaya yeter! Karanlıkta ıslık çalmayın! Aydınlık için siz de bir şey yapın! Bir mum da siz yakın!"
 Sekizinci Gün adlı şiiri     

"İnsanlar yaşamları boyunca hep umutlarının ve hayallerinin peşinden koşarlar. Benim de yaşamımda hayaller hiç eksik olmadı. Hayalsiz yaşanmaz çünkü. Ama hiçbir zaman da hayaller peşinden koşmadım. Hayal ile gerçek arasındaki çizgiyi şaşırmadım. Tavrım; gerçeklere ulaşmak, gerçeğin peşinden koşmak oldu.

Bir kısım hayallerimi gerçekleştirdim. Bir kısmı da gerçekleşmedi. Yıkılıp giden, kaybolan hayallerim de oldu. Ama hayal kırıklıklarım için oturup da ağlamadım. Gerçekleştirmek istediğim hayallerimi bir çeşit ideal gibi gördüm. Bu ideallere ulaşmak için çabalarım oldu. Bu nedenle de ideal ve hayal kimi zaman birbirine karıştı. Gerçekleşmeyen bazı ideallerim için "hayalmiş" deyip geçiştirmek, gerçekleşen hayallerime de “benim idealimdi” demek beni rahatlatan bir davranış oldu... Bu site de bir başka hayalin gerçeğe dönüşümünün öyküsü belki..."

  Umuda dair bir yazısı     

 

     Edebi Yazılar  Siyasi Yazılar  Yeşil Yazılar
  Madencilik Dosyası  Tarihten Sayfalar  Zaman Yangın Yeri
  Araştırmalar  İz Bırakanlar  Kasaba Ezgileri
  Şiirler  Kızılderililer  Duvardaki sözlerim
      
        Mustafa Kemal
M. Kemal Atatürk
  Atatürk'ün soyağacı
 Kırmızı Hafızlar ailesi
  Akıncı torunu Mustafa
        Maden Dosyası
  Yeşil cennete tehdit
 Çaldağı bizimdir!
  Vahşi madencilik
  Yüzyılın dalgası
   Che Guevara
Ernesto Che Guevara
  Hayatı ve eserleri
BM konuşması
  Videolar
   Kızılderililer
Kızılderililer Sayfası
  Tarihleri
 Yaşamları
 Müzikleri
  Videolar
Gerenimo
 Seattle'in mektubu
     Misafir Kalem

Eğitimci şair-yazar

A. Yavasli

Aydoğan Yavaşlı