Bayramı karşılarken

 
Bayramı karşılarken

Bir  bayramla daha buluşuyoruz. 
Bazı çevrelerin de kurban derilerini kapışmak için yarıştıkları bir bayram. 
Dini bir bayram olan Kurban Bayramı yıllar öncesnden beri siyasete alet olunca, böyle bir anlam da taşımaya başladı... 

Bayramları bile sadece takvimlere göre yaşar olduk. 
Bolluk bir yanda, yoksulluk bir yanda...
Et fiyatları pahalı bu ülkede. 
Koyunlar birbiri ardına kesilir ama, toplumun büyük bir bölümünce sadece kasap vitrinlerinin süsü gibi görülüyor artık. 
Sofraları etle buluşmayalı, mideleri eti unutalı o kadar olmuş yani. 
Garipler, köftelerin bile resimlerine bakarak doyuyorlar. 

Etin kilosu cüzdanlarımızın kapasitesini çoktan geçti. 
Ama problem değil bizim için. 
Hepimiz de milyoneriz şimdi. 
Paramızdan sıfırları ata ata, ne kadar da zengin olduk?
Milyonerliğimizi bu politikaya borçluyuz. 

Kasaplık hayvanlar etlerinin kıymetini bilse ne derlerdi acaba? 
Ama bu olup bitende onların bir suçu yok. 
Koyun aynı koyun. 
Yediği, içtiği aynı.  Ot aynı ot. 
yoksulluğnun gözü çıksın. 
Yulaf artık onların bile lüksü olmuş...

Artık baharları kışın, kışları da baharda yaşar olduk. 
Odun-kömür de pahalı bu ülkede. 
Yoksulluk ise diz boyu. 
O nedenle kış geceleri bazı babaların sokaklardan kuru yaprakları topladığına tanık olurum şehrimizde. 
Biz giyiniriz, ağaçlarsa yapraklarını döken dallarıyla çırılçıplak karşılar kış mevsimini, bizim aksimize. Ve burada her gece kuru dalları da kırılır ağaçların. 
Bir gecelik sıcaklık için. 
Çocuklara daha sıcak bir yuva sunabilmek için.
Öyle ya, bayramlar hep çocuklar için. 
Kurban Bayramı da tam garibanlar için!
Ama odunun da, kömürün de bu olup bitenlerde bir suçu yok. 
Odunun teki işte, ne anlar yoksulluktan, enflasyondan? 
Hele koyunlar...

Ve bu bayramda akıtılan kanlar ise, inanışa göre; günahların bağışlanması için.
Kurban kesemeyen garibanlar bence üzülmesinler. Bilsinler ki; onların günahının vebali, bugünkü manzaradan sorumlu olanların boynunadır. 
Bu karanlıktan, bu yokluktan ve yoksulluktan, adaletsizlikten, vurgunlardan ve soygunlardan sorumlu olanların kesmesi gereken kurbanların sayısını da, varın siz hesaplayın artık!

Ama bayram bayramdır yine.
Hoş geldi, safa geldi...
      

16 Nisan 1997    
.