Edebi Yazılar 
Siyasi Yazılar 
Yeşil Yazılar 
Şiirler
Araştırmalar
Ekoloji 
Tarihten Sayfalar
Efsaneler
Kasaba Ezgileri 
Kızılderililer
Madımak
İz Bırakanlar
Not Defteri
Duvar
 Atatürk resimleri
 Atatürk gifleri
 Che Guevara
 Çizimlerim
 Gezi Parkı Direnişi
 Çaldağı videoları
 Che Guevara
 Nazım Hikmet
Videolar
 Şiir dinletisi
 Efsaneler
Müzik
 Yerli müzik
 Yabancı müzik
 Kızılderili müzikleri
Oyunlar
Satranç
Genel kültür
Stardoll
   Dost Siteler
  Yakamoz
  Çaldağı
 Tumblr
  Şiir Kenti
Düşünce Tarihi
  TEMA Vakfı
  EGEÇEP
Manidar
      Ziyaretçi Defteri
Kitap

Efsaneler



 

ben insanoğluyum,
sonsuzluktur çizgim,
umut ve özgürlük ateşi
benimleyken.
oysa ölümlüyüm!
ama düşsel dünyamda
havalandığımda
ışık demetleriyle
Tanrı katının da bekçisiyim
düşleriyle Tanrıları bile
çıldırtan bir divaneyim!
ben kendimi yalnızca
düşlerle veririm ele!
tüm düşlerim,
büyüklüğüdür
asıl gerçeği
içinde taşıyan tarihimin.

Metin Sert

         Kybele efsanesi
         Amazonlar efsanesi
        Centaurlar efsanesi
        Medusa efsanesi
        Pegasus efsanesi
         Truva efsanesi
  Efsanelerle ilgili videolar

 

Herhangi bir olayı, bir kişiyi ya da bir yeri betimlemekte, insanoğlunun dile getirebildiği en yüksek “yüceltme” şekli; “efsaneleştirmek”tir. Efsaneleştirmek; bir anlamda o şeye tanrısal bir değer katmak anlamındadır. Efsaneler, tarih öncesi çağlara dayanan öykülerdir. Tarih öncesi çağlarda, efsanelerin kahramanları ya tanrı ya da tanrı soyundan gelme kişiler olarak görülür ya da gösterilirken, doğa da tanrılık niteliğinde kişileştirilirdi.

Farsça kökenli olan “efsane” ya da “fesane”; halkın gözünde veya nakledenin hayal gücünde biçim değiştirerek olağanüstü niteliklerle donatılan hikâye anlamındadır. Efsane kelimesi, daha yaygın olarak ise edebiyatta; “az çok gerçek olan, gerçeğe dayanan geçmişteki bir olayın her türden olağanüstü (veya doğaüstü) anlatılışı” için kullanılır...

Eski Yunancada, bugünkü anlamda mitolojiye köken olan “mythos” (mit) sözcüğü; masal, öykü, efsane karşılığında kullanılırdı ki, bu aynı zamanda da “gerçek olmayan” anlamındadır. Efsaneler veya mitler, doğa ve toplum olaylarının antik çağa özgü birer açıklanış biçimidir. Aynı zamanda bu olaylar karşısında antik çağ insanının davranışını da belirtir.

Felsefenin ortaya çıkısı öncesinde, insanların dünya görüşü daha çok bu eksen (efsane, destan, mitoloji vs.) etrafında gelişmişti. Felsefe ise, düşüncenin kişileştirerek kavradığı varlığı kavramlaştırmıştır. Bu nedenle; felsefin devreye girmesi ve bilimsel düşüncenin başlamasıyla birlikte mitler, efsaneler ve destanlar da ortadan kalkmıştır...

Ama yine de ne olursa olsun, efsanelerin de zamanın akışı içinde insanoğlunun ihtiyaç duyması nedeniyle ortaya çıktığını düşünmek gerekir. Uygarlık tarihi boyunca insanoğu nasıl masallar üretmiş, destanlar yaratıp yazmışsa, bu süreçte efsanelere de gerek duymuş demektir. Masalsız yapamayan, ama kahramanlık destanları da yaratan insanoğlu, yaşamda efsanesiz de kalmak istememiş. 

İnsanlar yaşamları boyunca hep hayallerinin ve umutlarının peşinden koşarlar. Bu hayaller ve umutlar için bazen bazı süslere ve renklere de gereksinim duyulur. Nasıl masallara ve destanlara gereksinim duyulmuşsa, bu nedenle efsanelere de gereksinim duyulmuş ki, uygarlık tarihi boyunca insaoğlu hemen her konuda, dünyanın hemen her yerinde, tarih boyunca yer almış hemen her uygarlıkta efsaneler de üretmiş. Bu masallar, destanlar ve efsaneler kimi zaman insanoğlu için ilham kaynağı da olmuş. Masallarla hayal gücünü, destanlarla cesaretini ve efsanelerle de ilham kaynağını geliştiren insanoğlu, bir bakıma geliştirdiği bu donanımı sayesinde uygarlık tarihini de geliştirmiş, kimi zaman tarihin akışına da yön verebilmiş.

İlk çağlarda mağaralarda yaşayan insanoğlu, iki ayağı üzerinde doğrulup mağaradan çıkarak başlattığı o yürüyüşünü bugüne kadar sürdürüyor. Bu yürüyüşün güzergahı ise uygarlık tarihini gösteriyor. Ancak iki ayağı üzerinde doğrularak mağaradan çıkıp başlattığı o yürüyüşünü bugün uzaya kadar götürebildi insanoğlu. İlk çağlarda mağarada yaşayan insanoğlunun bugünkü kuşakları artık uzay mekiğinde de yaşıyor. Ortaçağda başlattığı coğrafi keşiflerini artık insanoğlu uzayın derinliklerine kadar taşıyarak sürdürüyor. Bu nedenle uygarlık tarihini geliştiren, tarihe yön veren insanoğlu nasıl masallar yazmış, destanlar yaratmış ise, bu hayatın akışı içinde demek ki efsanelere de gerek duymuştur. 

İşte bu anlayış doğrultusunda, sitemde efsaneler ile ilgili bir bölüme de yer vermemezlik edemezdim. İlk etapta anlamlı olan bazı efsaneleri derleyerek paylaşıma açıyorum. Zaman içinde diğer bazı önemli efsaneleri de derleyip düzenleyerek, "Belkıs'ın gerdanlığı" efsanesinde olduğu gibi, belki efsanenin çözümlenmesi ve anlamını da betimleyerek koymayı düşünüyorum.

Sitemde okumaktan keyif alınacak bir bölüm  oluşturabilmek de bir başka mutluluk olacak. Sevgilerimle...
.

Yorumlar - Yorum Yaz


        Mustafa Kemal
M. Kemal Atatürk
  Atatürk'ün soyağacı
 Kırmızı Hafızlar ailesi
  Akıncı torunu Mustafa
        Maden Dosyası
  Yeşil cennete tehdit
 Çaldağı bizimdir!
  Vahşi madencilik
  Yüzyılın dalgası
   Che Guevara
Ernesto Che Guevara
  Hayatı ve eserleri
BM konuşması
  Videolar
   Kızılderililer
Kızılderililer Sayfası
  Tarihleri
 Yaşamları
 Müzikleri
  Videolar
Gerenimo
 Seattle'in mektubu
     Misafir Kalem

Eğitimci şair-yazar

A. Yavasli

Aydoğan Yavaşlı