Şarkılar bizi söyler, biz şarkıları

Şarkılar bizi söyler, biz de şarkıları

"Müzik ruhun gıdasıdır." 
Bu söz, bir bakıma insanların ruh hali ile müzik seçimi arasında doğrudan bir paralellik olduğunu da anlatmıyor mu? 
Örneğin, Candan Erçetin'in "Yalan" şarkısı bir aralar neden "yılın şarkısı" seçilmiş olabilir? Ya da Teoman'ın "Tanıdığım tüm hayatlar paramparça" şarkısı...

Yazlıkta oturan insanlar gibiyizdir biz biraz.
Her an toparlanıp gidecekmişiz gibi iğreti hayatlar yaşıyoruz hepimiz de. 
Oysa gidecek bir kışlık evimiz yok!

Sürekli ulusal krizin yaşandığı, devamlı olarak istikrar arayışlarının yapıldığı bir ülkede yaşanıyor çünkü. Yoksulluk bir yanda, işsizlik bir yanda.
Açlık ise kapıların eşiğine oturmuş, bekler
gibi pek çok insanımızı..
Ve artık, sokaktaki adamdan Meclis koltuklarında oturanlara kadar uzanan toplumsal zincirimizde hiç kimse işlerin yolunda gittiğini söyleyemiyor.
Birşeyler hiç de teğet geçmiyor öyle.
Adeta delip de geçiyor...
Yaşamlar iğreti, hayatlar paramparça...

Yoksul bir baba, daha ana karnındaki çocuğunu 15 bin dolara satıyor. Çökmüş bir baba, 16 yaşındaki öz kızını bir rakı parasına gözü dönmüş erkeklere pazarlayabiliyor.
Sonra cinnet geçirip en sevdiklerinin canına kıyanlar...
İntihar olaylarındaki artış...
Öte yanda da sahtekarlıklar, dolandırıcılıklar... 
Kamuya ait yerlerin peşkeş çekilmeleri, yolsuzluklar, soygunlar...

Bir cumhuriyeti ayakta tutan temel kavramlar bile yerli yerinde durmuyor, oturmuyor artık eskisi gibi. Hepsi havada uçuşuyor. Hak, hukuk,adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi, laiklik...
Ne var ki, bütün bunların hiç biri de sokaktaki insanın umurunda değil artık.

Nasıl olsun?
Öylesine bir çaresizlik denizinde yüzmek zorundalar ki...
Hepsi de sadece ve derdinde!
Türkiye bir acılar ülkesi halinde.

Denizleri hüzün denizi.
Tüm hayatlar, sanki paramparça...

Evet, müzik ruhun gıdasıdır.
Gıdası olduğu kadar, kendine yaşatılanlara bir tepkisidir de bazen.

Öteden beri insanların müzik tercihleriyle ruh halleri arasında bir paralellik ve yakın ilişki olduğunu düşünürüm. Uzun yıllar müdürlük görevinde de bulunduğum radyoculuk deneyimim sayesinde de bunu oldukça geniş bir boyutta kavradım. Ama öte yandan, toplumsal durum da bazı şarkıları müzik seçimi açısından popüler hale getirebiliyor.

Söz gelimi, yolsuzlukların, rüşvetin, skandalların kol gezdiği, peşpeşe patladığı bir ortamda bir yanda da ortada öylesine bir yalan rüzgarları esiyordu ki... Gözlerimizin içine baka baka halkını ve ülkesini ne kadar sevdiklerini, haklarındaki yolsuzluk vs. iddialarının hepsinin de aslında doğru olmadığını söylüyordu bazı siyasilerimiz. Aralarında adeta kan davası gibi süren çatışmalarına karşın, bir yandan da birbirlerini aklama yarışına da girebiliyorlardı.

Belki hatırlayanlar vardır.
Candan Erçetin'in "Yalan" şarkısı o yıllarda "yılın şarkısı" seçiliyordu...
Sonraki yıllarda ise, "yılın şarkısı" iki dalda birden seçildi:
Rock dalında Teoman'ın şarkısı, "Tanıdığım tüm hayatlar paramparça".
Diğeri de hemen herkesin dilinden düşüremediği bir şarkı: 
"Güz gülleri gibiyim, hiç bahar yaşamadım"...

Memleketimize, mahmur ve mazlum yurttaşın ruh haline uymuyor mu bu şarkılar?
Demek ki, şarkılarına kadar mahsun bizim yurttaşımız.
Biz şarkı söylerken, şarkılarımız da aslında bizi söylüyor!


Yorumlar - Yorum Yaz