Simavna Kadısının oğlu
Şeyh Bedrettin

Beyazıtın oğulları arasındaki taht kavgasında, Türkmenler, daha bilge ve hoşgörülü olarak gördükleri Musa Çelebi’nin yanında ve Mehmet Çelebi’nin karşısında yer aldı.

Devlet otoritesinin kaybolduğu, şehzadelerin de taht kavgasına tutuştuğu bu “Fetret Devri”nde, halk ise sefalet ve yokluk, yoksulluk içindeydi. Öte yandan, otoritenin kaybolmasıyla birlikte doğan boşluk ve ortaya çıkan karmaşa dolayısıyla da tüm bunların yarattığı adaletsizlik ve eşitsizlik ile birlikte, halk üzerindeki baskı da arttı. Ayrıca ağır vergiler altında adeta inleyen halk, mazlum bir konumdaydı.

Osmanlı’nın baskısı, çoğalan vergiler, adaletli davranmayan, hak yiyen rüşvetçi vergi memurlarının uyguladığı zulüm de, geçim sıkıntısı içinde olan halkı canından bezdirmişti...  

Beyazıt’ın oğullarından Mehmet Çelebi, Rumelideki göçebe Türkmen ve aşiret bağlarından hala kopmamış yaya askere dayanarak kendisine karşı taht kavgası veren kardeşi Musa Çelebi ile Bizans ve Hıristiyan soylulardan aldığı destekle mücadeleye girişmişti.

Musa Çelebi, yörük ve Ulah savaşçıları çevresinde toplamıştı. Mehmet Çelebi’nin bu taht kavgasında Hıristiyan ve Bizans güçlerinden faydalanmak istemesi Türkmenleri kızdırdığından, çatışma “kafire karşı” bir tepki olarak da gelişti ve bu durum Musa Çelebi’nin etrafında birleşmeleri çoğalttı.

Bu arada, Musa Çelebi, özellikle alevi Türkmenler üzerinde etkin bir filozof olan Şeyh Bedrettin’i kendisine “kazasker” yapmıştı.

İki kardeş arasındaki taht kavgasında, yenilen Musa Çelebi oldu. Tahtı ele geçiren Mehmet Çelebi de, Türkmenlerden öç almak istercesine, halka karşı çok zalimce davrandı, vergileri daha da arttırdı, halkı canından bezdirdi. Zalim ve yağmacı Timur’un, işgal ettiği Anadolu topraklarından çekilirken ekmiş olduğu tohumlar, acı ve kaos olarak yeşermişti.

  

Ama Anadolu toprakları bir başka biçimde de doğurgandı. İşte bu ortamda, ortaya yeni bir karakter doğdu. Adı: Şeyh Bedrettin. Ya da Simavna Kadısının oğlu Bedrettin. "Bütün dinler kardeştir" ve "Toprak işleyenindir" diyen Şeyh Bedrettin.

Şeyh Bedrettin bir Selçuk prensidir. “Şeyhlik” ünvanı da bir başka anlamda buradan gelir. Sultan 2. İzzettin Keykavus’un ikinci kuşaktan torunudur. Edirne yakınındaki Simavna kasabasında doğmuştur. Babası Gazi İsrail, Simavna kalesini alan Türk ordusunun kumandanıydı. Kalenin alınışından sonra da Simavna Kadısı oldu.

Şeyh Bedrettin bir filozoftu. Adı ve felsefesi, Anadolu’nun içinde bulunduğu bu dönemde hızla yayıldı. Halk tarafından hakkında övgüler düzülmüş, birleştiriciliği, bilge kişiliği ve hoşgörülü karakteriyle de kısa zamanda etrafındaki halk desteği büyümüş, müritleri çoğaldı.

Artık padişah olan Çelebi Mehmet, Musa Çelebi’nin kendisine kazasker seçtiği Şeyh Bedrettin’i bir tehlike olarak görüp, tahta çıktıktan sonra kendisine karşı halkı örgütlediği gerekçesiyle İznik’e sürdü. Ancak, düşüncelerini  yaymayı sürdüren Şeyh Bedrettin, bir dönem Musa Çelebi’nin yanında yer alan Türkmen ve Ulah’lara dayanarak Rumeli’de bir başkaldırı başlattı. Çelebi Mehmet, Şeyh Bedrettin’in üzerine asker gönderdi.

Buna karşılık Bedrettin, müritlerini toplayarak, “bir devlet kuracağını, adaletsizliği kaldırıp eşitliği getireceğini, toprakları paylaştırıp zengin-yoksul farkını ortadan kaldıracağını, din farkını ortadan kaldıracağını” söyledi. “Varidat” adlı eserinde de, sosyal adaletin temellerini attı.

karşısında diz çökmüşler
ve karşıdan
bir dağa bakar gibi bakıyorlar ona.
Bakıyor:
başı traşlı
kalın kaşlı
ince uzun boylu Börklüce Mustafa
Bakıyor:
Kartal gagalı torlak Kemal.
Bakmaktan bıkıp usanmayıp
bakmaya doyamayarak
İznik sürgünü Bedrettin’e bakıyorlar...
                                                  Nazım Hikmet (Şeyh Bedrettin Destanı)

 

Devamı için sonraki sayfaya gidin


0 Yorum - Yorum Yaz