Edebi Yazılar 
Siyasi Yazılar 
Yeşil Yazılar 
Şiirler
Araştırmalar
Ekoloji 
Tarihten Sayfalar
Efsaneler
Kasaba Ezgileri 
Kızılderililer
Madımak
İz Bırakanlar
Not Defteri
Duvar
 Atatürk resimleri
 Atatürk gifleri
 Che Guevara
 Çizimlerim
 Gezi Parkı Direnişi
 Çaldağı videoları
 Che Guevara
 Nazım Hikmet
Videolar
 Şiir dinletisi
 Efsaneler
Müzik
 Yerli müzik
 Yabancı müzik
 Kızılderili müzikleri
Oyunlar
Satranç
Genel kültür
Stardoll
   Dost Siteler
  Yakamoz
  Çaldağı
 Tumblr
  Şiir Kenti
Düşünce Tarihi
  TEMA Vakfı
  EGEÇEP
Manidar
      Ziyaretçi Defteri
Kitap

Yitik bir zamanı kovalamak

Zamanı kovalamak

Şehrin kalabalığına karıştığımda, kalabalık gürültülerdeki konuşmalar arasında, geleceği anlatan sözcüklere rastlayamadım yine. Hiç bir ses geleceğe gitmiyor, hiç bir söz yarınlara dokunmuyordu, kullanıldığı cümleler içinde.

Ufku iyiden iyiye körelip daralmış ve bulanıktı yarının bu kalabalık içinde.
“Yarın”dan kastedilen; sadece bugünden sonra gelen, ertesi gün...
Oysa “yarın”ın ne kadar da geniş bir anlamı vardı bir zamanlar?
Ve “gelecek”, “şimdiki zaman” içinde geçen tüm kurulu cümlelerde kullanıldığında, nasıl da “geniş zaman” içinde tüm insanlığın mutluluğu adına “gelecek zamanı” anlatıyordu?

Anladım ki; aydınları ve aydınlık sesleri kısanlar, bu toplumun sadece bugününü değil, yarınını ve geleceğini de karartmışlar. Bugünkü karanlık, öylesine bir kör karanlık olmuş ki; ne çok uzağa bakabiliyor insanlarımız, ne baksa da çok ileriyi görebiliyor. Görüşlerindeki ufuk, ya bir bilmecenin ya da bir kaosun sarmalına saplanmış...

— Günlük yaşiyoruz artık, diyordu esnafın biri.
— Sadece bugün eve ekmek götürebilmenin hesabı içindeyiz. Ertesi güne Allah kerim. Eve bir topan ekmekle döndüğümüz akşam, “çok şükür bugünü de kurtardık” diye düşünüyoruz. Ama hemen karabasanlar çullaniyor sonra. Yarın olduğunda hangi senedin gazabına uğrayacağımızın kabusunu yaşıyoruz...

— Eskiden “halimize bin şükür” derdik ya? Ne sihirli bir sözmüş meğer. “Allah beterinden saklasın” diye de büyüklerimizden ögrenmistik. Şimdi ne şükür kaldı halimiz için, ne de beter. Beterin de beterini yaşiyoruz... diyordu bir diğeri de. Ona göre, “beter” bu hükümetin adıymış. “Şükür” ise, bir zamanki milli futbolcumuz Hakan’ın soyadından ibaret kalmış...

“Yeryüzünde kaç toplumda böyle bir ruh hali oluşmuştur?” diye düşündüm. Bir toplum düşünün ki, bugününe lanet okuyor. Ama yüzünü geleceğe ve yarınlara dönmeye de cesareti yok. Varolan: esaret! İktidarın her icraatı, onları sanki köleliğe doğru bir adım daha yaklaştırıyor. Hükümetin, “ilerledik, ilerliyoruz” sözleri, asıl bunu yansıtıyor hayatımızın gerçekliği içinde.

Ve bir toplum düşününi; bu yüzden ufku daralmış ve geleceğe de umutla bakamadığından, geçmişine ve her geride bıraktığı güne özlem duyuyor! Artık “bugün dünden, her gelen gün de bugünden daha güzeldir” felsefesi bile, hayatlardaki gerçek ifadesini bulamadığından, kaldırılıp da tarihin çöplüğüne atılmak üzere.

Sadece, yitik bir zamanı kovalama heyecanı var insanların içinde... Artık geniş zamanlar içinde “daha iyi yarınlar, daha güzel gelecek” şeklinde kurulamıyor cümleler. Tüm zamanlar içindeki cümlelerin üstüne basa basa yükselen tek cümle: “Hey gidi günler hey!”

Buna “nostalji” diyebilmek mümkün mü? Böyle demek korkunç bir yanılsama olur. En doğru tanım, ancak toplumun sosyo-ekonomik yapınsının şekillendirdiği ruh halinin bir analizinin yapılmasıyla ortaya çıkabilir kanımca. Çünkü tanıdığım tüm hayatlar: paramparça...
Ve bu toplum, asla geleceğe dönük değil, hep geçmişe dönük yaşiyor.
Asıl bilmece de burada işte: Geçmişe özlem, hangi “geçmiş zaman”ı kapsıyor acaba?

“Yeni” ve “yenilik” kavramları bile artık eskimiş toplumun değer yargılarında. Ya da çürümüs. Gerçek bir lider yetiştiremeyen, ama hep ucuz kahramanlar üretilen bir toplumda, eski liderler bile yeni partilerle meydanlarda yeniden arz-ı endam ediyor. Yani; yeni anlayışı bile eski bu toplumun...

O esnaflarla tüm bunları konuşmaya zamanım yoktu. Onun yerine, koltuğumun altında tuttuğum gazetenin o günkü manşetini ve sayfanın yarısını kaplamış o muhteşem resmini gösterdim. Peşpeşe gündemi sarsan yolsuzluk ve vurgun olaylarında rol alan bir kaç hükümet adamının şimdiye dek hangi partilerden seçildikleri de sıralanmıştı haberde. Ve ünlü Rus oyuncağı matruşka gibi birbirlerini doğuran partileri anlatan bir karikatürle süslenmiş bir haber. Ve şöyle bir alt yazı vardı haberde: "Aslında 50 yıldır hep aynı parti iktidar, aynı zihniyet yönetiyor... "

Ayrılırken, dudaklarımdaki anlamlı ve hınzır bir gülümseme arasından fırlayan, “yitik zaman”a ait tek anlamlı cümle şöyledi:
— Tarihin çöplügüne atmanız gereken sizin lider dedikleriniz. Bizim kurduğumuz o güzel hayaller ve sözler değil. Ne çabuk unuttunuz? Bu memleket için en güzel şarkıyı biz bestelemiştik!...

        Mustafa Kemal
M. Kemal Atatürk
  Atatürk'ün soyağacı
 Kırmızı Hafızlar ailesi
  Akıncı torunu Mustafa
        Maden Dosyası
  Yeşil cennete tehdit
 Çaldağı bizimdir!
  Vahşi madencilik
  Yüzyılın dalgası
   Che Guevara
Ernesto Che Guevara
  Hayatı ve eserleri
BM konuşması
  Videolar
   Kızılderililer
Kızılderililer Sayfası
  Tarihleri
 Yaşamları
 Müzikleri
  Videolar
Gerenimo
 Seattle'in mektubu
     Misafir Kalem

Eğitimci şair-yazar

A. Yavasli

Aydoğan Yavaşlı