Şiire kasket giydiren şair

Türk şirine yeni bir soluk, yeni bir ses ve tarz getirdiği kadar, yarattığı akımla da unutulmaz isimlerden oldu Orhan Veli Kanık.
Onu ilk olarak, şairaneliğe sırt çevirip, "sokaktaki adam"ı ön plana çıkarması ile sevdik. 
"Ben garibin sevdalısıyım" diyen Orhan Veli, kendisini de "Bir garip Orhan Veli" diye tanımlamayı severdi. Bu yüzden, "Ben garibin şiirini yazacağım" demişti.

Gerçekten de bir garipti (!) Orhan Veli. 
Rakı şişesinde balık olmayı isterdi mesela, ama henüz 36 yaşındayken, belediyenin açtığı bir çukura düşerek hayatını kaybetti. Ölümü de bir garip olmuştu. Yıl 1950, günlerden bir kasım sabahıydı.

Tam bir İstanbul sevdalısıydı Orhan Veli. 
"İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı" şiiri, bugüne dek İstanbul için yazılmış en güzel şiir oldu. Ama o çok sevdiği İstanbul'un caddelerinden birindeki belediyenin açtığı çukura düştüğünde de gözleri kapalı mıydı, bilinemedi (!)

Çocuklara bayılırdı Orhan Veli. 
Fontaine
'den en ünlü fablları çevirip düzenleyerek çocuk edebiyatına da önemli katkılarda bulundu.

Tüm "toplumcu" şairler gibi, Orhan Veli de, sanatında yaşadığı somut gerçeklikten kopmamıştı. 
Ama onun tavrı bir başkaydı. Alaycı bir tavrı oldu hep. 
Hayatın gariplikleri ile dalga geçti. 
Hitler faşizmi ile de dalga geçerken, "olmaz ki, böyle de yatılmaz ki" sözleriyle kendisini çileden çıkaran bir dilbere, birden bire "bir elinde ayna, bir elinde cımbız" sözleriyle sevilen cımbızlı şiirinde "umurunda mı dünya" diye yer verip, o günlerin gündeminde Hiroşima'ya atılan atom bombası olayına karşı toplumumuzdaki duyarsızlığa da dokunuyordu. 
Ama öte yandan, dizelerindeki satır aralarında toplumcu bir şair olarak dünyanın kendisinin ne kadar umurunda olduğunu da anlatıyordu.
.

Hatta şiirde ilk kez "hiç birşeyden çekmemişti, nasırından çektiği kadar" dizeleriyle sıradan bir insanın, Süleyman Efendi'nin nasırına değinecek kadar, insan hayatının da kendisinin ne kadar umurunda olduğunu yansıttı.

Havaların güzel ya da kötü oluşuna bile kafayı takardı. "Beni bu güzel havalar mahvetti/ böyle havalarda aşık oldum/Böyle havalarda şiir yazdım..." dizeleri, sanatçı duyarlılığının nerelere kadar uzandığını gösterir. 

Son şiirini bir diş fırçasına sardığı küçücük bir kağıda sığdırdı Orhan Veli.
Kısacık hayatına ise, yüzlerce şiir...

Bir Kasım günü kendisini anarken, anısına saygıyla, yaratıcısı olduğu "Garip Akımı"nın sembolü olan ve bizim toplumsal gerçekliğimiz içinde de hiç eskimeyecek olan bir şiir, "Bedava" adlı şiirini sunuyorum...

 

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

27 Kasım 2000




0 Yorum - Yorum Yaz