Edebi Yazılar 
Siyasi Yazılar 
Yeşil Yazılar 
Şiirler
Araştırmalar
Ekoloji 
Tarihten Sayfalar
Efsaneler
Kasaba Ezgileri 
Kızılderililer
Madımak
İz Bırakanlar
Not Defteri
Duvar
 Atatürk resimleri
 Atatürk gifleri
 Che Guevara
 Çizimlerim
 Gezi Parkı Direnişi
 Çaldağı videoları
 Che Guevara
 Nazım Hikmet
Videolar
 Şiir dinletisi
 Efsaneler
Müzik
 Yerli müzik
 Yabancı müzik
 Kızılderili müzikleri
Oyunlar
Satranç
Genel kültür
Stardoll
   Dost Siteler
  Yakamoz
  Çaldağı
 Tumblr
  Şiir Kenti
Düşünce Tarihi
  TEMA Vakfı
  EGEÇEP
Manidar
      Ziyaretçi Defteri
Kitap

Terketmedi sevdan seni

 
 

Liseli yıllarımda tanıştım onunla, 7. baskısını yapan kitabı sayesinde. Kitabın ismi: Hasretinden Prangalar Eskittim.
Kısa zamanda tükeniveren, elden ele, diden dile dolaşan ve her yıl yeni baskısı yapılan bu kitap, onun ilk kitabıydı. 
Ve son kitabı da oldu. Çünkü başka yazmadı. Yazamadı!
Neden yazmadığı, yazamadığı hakında çok farklı şeyler söylenebilir kuşkusuz. Ama o tek kitap, 30 yılı aşkın bir zamandır, hala Türk şiirinin gündeminde.

Tam 6 yıl geçti ölümünün üzerinden, ama Türk şiirinin en büyük ustalarından biri olarak ve şiiri  hala "gökte bulut, dalda kayısı" gibi ve "korkunç sevdasıyla" yaşamakta Ahmet Arif.
Bugün (2 Haziran) onun ölüm yıldönümü olsa da...
 

Seni,  anlatabilmek seni

Ne yalan söyleyeyim, şiiri Nazım Hikmet sayesinde sevmiştim. 
Şiirin insanı böylesine yürekten vuran, alt üst eden, yüreklerden yüreğe uzanan bir köprü işlevi gören, son derece duyarlılığı olan başlıbaşına bir sanat dalı olduğunu Nazım'ın şiirleriyle anlamıştım. Büyük Usta'nın mısralarında her zaman şiirden fazla bir şeyler vardı sanki. 
Bu yüzden de, bu ülkede Nazım'dan sonra bir daha kolay kolay böyle şiirler yazılamayacağını düşünüyordum...Ta ki Ahmet Arif, "Hasretinden Prangalar Eskittim" kitabıyla şiir dünyamıza onurlu bir çınar dikinceye kadar...

Öyle ki, bir ara "Nazım mı, yoksa Ahmet Arif mi daha büyük" tartışmalarının yapıldığını bile anımsıyorum. Ama Ahmet Arif, hep bu tartışmaların dışında ve uzağında tuttu kendisini. Bu konuda hiç konuşmadı.   
Suskunluğu, Nazım'a olan saygısındandı. 
Bu yüzden daha da sevildi.

Bir aralar da Ahmet Arif'in "dağların şiirini" yazdığı söylendi. 
Nazım'ın kentli ozan tavrına, dağların soluğunu da ekledi Ahmet Arif. 
"Sevdadır" diyordu, ağulardan süzülmüş sesiyle, "suçun nedir?" diye sorulduğunda. 
Ne desin, şiirinden başka bir suçun gölgesi düşmemişti ki künyesine. 
Ve o, dört yanının "puşt zulası" olduğunu da çok iyi biliyordu!

Nazım'ın şiirini onca sevmeme karşın, itiraf edeyim, Ahmet Arif'in şiirleri kadar insanı alt üst eden, kasırgaya tutulmuş gibi alıp savuran şiirler de okumadım. 
Çünkü o, özgün şiiriyle, bir halk ozanının sesini, asi bir ruhun yiğitçe edasını, onurlu bir tavrın direniş destanını da ekliyordu şiirine. 
Ve "terketmedi sevdan beni" diyordu bir şiirinde. 
Ömür onu terk etti, ama biliyorum ki sevdası yaşıyor. Bir yerlerde yaşatılıyor!İşte onun en sevdiğim şiirlerinden birinden küçük bir bölüm:

2 Haziran 1998
   Gelgelelim,
   Beter, bize kısmetmiş.
   Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
   Susmak ve beklemek, müthiş
   Genciz, namlu gibi,
   Ve çatal yürek,
   Barışa, bayrama hasret
   Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
   Otuziki dişimizle gülmeğe,
   Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
   Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
   Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
   Ve asıl biz biliriz kederi.
     Okumak için tıklayınız     Haziran'da ölmek zor        
 
 

0 Yorum - Yorum Yaz
        Mustafa Kemal
M. Kemal Atatürk
  Atatürk'ün soyağacı
 Kırmızı Hafızlar ailesi
  Akıncı torunu Mustafa
        Maden Dosyası
  Yeşil cennete tehdit
 Çaldağı bizimdir!
  Vahşi madencilik
  Yüzyılın dalgası
   Che Guevara
Ernesto Che Guevara
  Hayatı ve eserleri
BM konuşması
  Videolar
   Kızılderililer
Kızılderililer Sayfası
  Tarihleri
 Yaşamları
 Müzikleri
  Videolar
Gerenimo
 Seattle'in mektubu
     Misafir Kalem

Eğitimci şair-yazar

A. Yavasli

Aydoğan Yavaşlı