Tehlikeli hamle!
22 Temmuz seçimleri sonrası, Türkiye artık iyiden iyiye bir yol ayrımıyla karşı karşıya kaldı. Ortalıkta uçuşup duran senaryolar birer birer hayata sokularak, bizi giderek daha fazla kuşatarak. Ve AKP iktidarı, yaptığı bu son hamle ile elini çok güçlü bir hale getirmek istiyor.
Avrupa basınının bile “gülünç” diye yorumlar yaptığı, “yaşlı adamlardan oluşan uyduruk örgüt” diye tanımladığı, hakkında açılan kapatma davasında AKP’nin savunma vermesine saatler kala düğmeye basılarak Ergenekon Operasyonu’nun başlatılmasına dikkat çektiği göz önüne alındığında… Demek ki bu işte bir iş var.Ergenekon Davası için gözaltına alınıp sorgulananların tek tek kimliklerine bakıldığında, ne düşünce, ne siyasi tercihler, ne de ideolojik olarak birbirleriyle uzaktan yakından ilişkilendirebilmek mümkün. Hele de İlhan Selçuk gibi, Mustafa Balbay gibi demokrat kişilerin, “sahte yeşil” diye anılan suikast zanlısı biri ile yan yana getirilmesi, hiçbir vicdan ve mantık sahibinin yapabileceği iş değil. Son gözaltına alma olayındaki isimlerle birlikte düşünüldüğünde, suçlananlar veya zanlılardaki tek ortak özellik, sadece AKP karşıtı olmaları.
İşte senaryonun asıl hedefi budur.

Biz görmeden, duymadan kimler götürüldü bu ülkede yıllardır.
Ve buna karşılık kimler götürülmedi!
Hatta dönemin Adalet Bakanı bile Sivas Davası sanıklarının avukatlığını yaptı bu ülkede.
Sivas Katliamı’nın 1 numaralı sanığı, dönemin Refah Partili Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak, yıllardır bulunmadığı gibi, aranmıyor bile. Kimse onu alıp bir sabah götüremiyor! 
Bütün gazetelerde fotoğrafları yayımlanan bu adam bir türlü hiç bir çeteye dâhil edilemiyor, bir türlü tehlikeli bulunmuyor.
Bu adam gibi daha kimler var götürülmeyen? 
Mesela “asıl yeşil” değil de “sahtesi” bulunup yargılanıyor (!)

Ya darbe yapacaklardı iddiası ne kadar tuhaf? 
Emekli generallerle darbe yapıldığı nerede görülmüş?
Düşünebiliyor musunuz, birkaç emekli general, görevdeyken bile yapmadıkları bir darbe için “planladıkları” iddiasıyla yargılanıyor, ama
bu ülkenin canına okuyan bir darbe yapmış emekli orgeneral ise Marmaris’te hala resim yapmaya devam ediyor ve asla yargılanmıyor.

O zaman bu ülkede eğer darbe karşıtı bir tavır varsa ve eğer gerçekten de darbeciler yargılanacaksa, biraz samimiyet gerekir. Oysa çeyrek yüzyıldan beri demokrat kesimlerin boğazlarını yırtarcasına haykırdıkları bir gerçek var bu ülkede:
“12 Eylül Darbecileri yargılansın!”

Ya Ergenekon Örgütü? Böyle bir örgüt varsa, bir takım suikast tertipleri olduğu ve gerçekleştirdiği de biliniyorsa, bu davada bu örgüt yargılanmalı ve suçlular hak ettikleri cezayı almalıdırlar. Ama burada akıl, mantık ve vicdan devreye girmeden olmaz. Bu dava, Avrupa’nın bile gülünç ve “uyduruk” bulduğu Ergenekon Örgütü bahane edilip, art niyetli bir senaryo ile AKP’ye karşı olan herkesin gözaltında tutulduğu bir dava haline getirilmemelidir.

Bugün tüm ülke büyük bir gözaltında gibidir.
Çünkü AKP eliyle gerçekleştirilmek istenen karşı devrim günleri yaklaşıyor.

AKP’nin Anayasa Mahkemesi’ndeki kapatma davasında savunma yapmasına saatler kala birilerinin düğmeye basmasıyla başlatılan bu operasyon, “en iyi savunma karşı saldırıdır” anlayışının bir ürünüdür.

Bu hamleyle varılmak istenen hedef; bir korku imparatorluğu yaratarak, herkesin sindirilmesi ve karşıt seslerin kısılmasını amaçlamaktadır.

Gözaltında sorgulanması sonrası serbest kalanların yaptığı “asıl hedef ordudur” şeklindeki açıklamalara göre ise, bu hamleyle, AKP Hükümeti ve asker arasında yapılan anlaşma sonucu NATO yanlısı subaylar tarafından “ulusalcı” olanların ordu içinden temizlenmesi amaçlanmaktadır. 

Bu hamleyle; toplumun düşünce yapısının şekillendirilmesi amaçlanmaktadır.
Yani bu hamle ile AKP karşıtı sesler kısılmaya çalışılırken, bir taraftan da topluma şöyle bir mesaj verilmek isteniyor: “Ya AKP’den yana olacaksınız, ya da bir gün siz de darbe taraftarı olmakla ve dolaylı bir şekilde de Ergenekon Örgütü üyesi olmakla suçlanabilirsiniz!”

İşte bu nedenle diyorum ki; bugünlerde iyi düşünün.
Alınıp götürülenlere ne kadar uzak olduğunuzu düşünmeyin.
Götürülmeyenlere ve Marmaris’teki darbeci gibi yargılanmayanlara ne kadar yakın olduğunuzu düşünün. İyi düşünün.
Çünkü bu oyun biraz da satrança benziyor.
Yani tüm hamlelerin ŞAH MAT için yapıldığı bir oyun!

15 Temmuz 2008

Sonraki yazı  Bir senaryonun şifreleri 

0 Yorum - Yorum Yaz