Edebi Yazılar 
Siyasi Yazılar 
Yeşil Yazılar 
Şiirler
Araştırmalar
Ekoloji 
Tarihten Sayfalar
Efsaneler
Kasaba Ezgileri 
Kızılderililer
Madımak
İz Bırakanlar
Not Defteri
Duvar
 Atatürk resimleri
 Atatürk gifleri
 Che Guevara
 Çizimlerim
 Gezi Parkı Direnişi
 Çaldağı videoları
 Che Guevara
 Nazım Hikmet
Videolar
 Şiir dinletisi
 Efsaneler
Müzik
 Yerli müzik
 Yabancı müzik
 Kızılderili müzikleri
Oyunlar
Satranç
Genel kültür
Stardoll
   Dost Siteler
  Yakamoz
  Çaldağı
 Tumblr
  Şiir Kenti
Düşünce Tarihi
  TEMA Vakfı
  EGEÇEP
Manidar
      Ziyaretçi Defteri
Kitap
Seni gidi dut ağacı!
 

Komşular da, polisler de aynı şeyi söylediler:
“Kestir de rahat et!”
Gelgelelim, kestirmeye gönlüm razı olmuyor bir türlü.
Varlığından keyif duydum hep, mutlu oldum...
Ama bu duygularıma gölge düşürdün sen!
Balkonuma yaptığın gölgeye de benzemiyor bu. 
Seninkisi resmen ihanet!
Hani, “besle kargayı, oysun güzünü” misali...

Oysa ben ne methiyeler düzmüştüm sana:
“... Mutluluğumuzun, sevdalarımızın, kavgalarımızın da tanıkları oldular. Adeta tüm duygularımızın da birer ortakları... Sokaklarımızda yanyana ve üstüste dizilişleriyle bizi bize komşu yapan evlerimizin önünde heybetli birer nöbetçi gibiler. İçeri veya dışarı açılan kapılarımız hep onlara bakar. Yıllar öncesinden başlayan bir dostluk üzerine, dimdik gövdeleriyle bekler kapılarımızı dut ağaçları... Acılarımıza da, sevinçlerimize de ortak oldular. Şehrimizin de bir sembolüdür dut ağaçları...”
Radyodan seslendirdiğim bu sözlere onbinlerce dinleyici tanıktır.
Ama sen bu dostluğa ihanet ettin be, dut ağacı!
Evime giren hırsıza merdiven oldun!

Komşular da, evime tespit için gelen polisler de, hırsızın senin sayende evime girdiğini söyledi. 
Bu durumda, hırsızın suç ortağısın, dut ağacı!

Tahminim doğruysa, benim hırsızım çocuk yaşta olmalı!
Nasıl kızarım ona, dut ağacı?
Memleketim böylesi bir krizin girdabındayken...
Memleketimin insanları açlığın, sefaletin, çaresizliğin pençesinde kıvranırken...
O çocuğa nasıl kızabilirim?

“Devleti soyanların içinde, karşısında ceketimizi iliklediğimiz kimseler var” diyen ve bu yüzden de mazlum ve mağdur durumda bırakılan eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, bir başka konuşmasında da “Yolsuzluk çocukları da bozdu...” diye asıl meseleyi özetlemişken... Memleketimde banka hortumcusu yeğenler, devleti dolandıran, halkımı soyan onca mühim şahsiyetler varken... Ben hırsızıma nasıl kızabilirim?
Yarım paket sigaramla, ucuz çakmağıma bile muhtaçmış, baksana!
Eşim paniğe kapılmasaydı, “önemli bir zararım yok” diye olayı neredeyse bildirmeyecektim bile!

Senin balkonumun önündeki varlığından hep keyif alırdım.
Sokağımda teksin diye nasıl da gururlanırdım?
Ama şu yaptığına da ne demeli?
Hırsızım sana tırmanmış da dalmış açık penceremden içeri!
Suç ortağı olmuşsun!

Balkonumun önündeki varlığından artık tedirginim, bilesin dut ağacı!
“Kestir de rahatla” dediler ya senin için?
Gönlüm elvermese de, ara sıra sana bakışım değişmiyor değil!
Eve her giriş çıkısımda, gözüm sana her iliştiğinde, “Ah seni gidi ah!” diye içimden bir sitem geçiyor, haberin olsun! 
Çok içerledim sana! 

Bugünlerde kendine mukayyet ol! 
Ne yapayım?
Gücüm bir tek sana yetiyor be dut ağacı!

 

0 Yorum - Yorum Yaz
        Mustafa Kemal
M. Kemal Atatürk
  Atatürk'ün soyağacı
 Kırmızı Hafızlar ailesi
  Akıncı torunu Mustafa
        Maden Dosyası
  Yeşil cennete tehdit
 Çaldağı bizimdir!
  Vahşi madencilik
  Yüzyılın dalgası
   Che Guevara
Ernesto Che Guevara
  Hayatı ve eserleri
BM konuşması
  Videolar
   Kızılderililer
Kızılderililer Sayfası
  Tarihleri
 Yaşamları
 Müzikleri
  Videolar
Gerenimo
 Seattle'in mektubu
     Misafir Kalem

Eğitimci şair-yazar

A. Yavasli

Aydoğan Yavaşlı