Şimdi yaşam hakkını savunma zamanı

Şimdi yaşam hakkını savunma zamanı

SENSİZ OLMAZ

 

“Küreselleşme” politikası kıskacındaki hayatımızın bugünkü manzarasında, insanın ve halkın sömürüsünün sermayeye artık yetmediği, şimdi doğanın da sömürüsüne gelindiği görülüyor. Bu dayatmanın ülkemizde şekillendirdiği iktidar, kendisini doğanın sahibi sanacak kadar başı dönmüş, doğayı kendi çıkarı için özelleştiren ve “çevre” dediğimiz insanların ortak yaşam alanlarına vahşice saldırganlıkla elini uzatacak kadar da gözü dönmüş bir sermaye düzenini temsil ediyor. Suyumuza el konuluyor, tüm su kaynakları, ormanlar, tarım alanları, meralar ve sit alanları sadece sermayenin çıkarı için kullanılmak adına, tüm insanlar ve halk yok sayılırcasına talan ediliyor.

Doğa korkunç bir tahribatla karşı karşıya. Yüksekova'dan Karaburun'a kadar böylesi bir saldırganlıkla kuşatılan Türkiye ise, adeta her metrekaresinde insan yaşamını da korkunç düzeyde etkileyecek çevre katliamlarıyla burun buruna.

Doğadaki en kutsal değer “yaşam”dır. Doğa ve zaman, tüm çevreciler ile yaşam savunucularını ülkenin her yerinde “insanca yaşam hakkı” için mücadeleye davet ediyor.

Yaşadığımız pek çok gerçeklik açısından, Gezi Parkı'nda yakılan meşalenin sönmemesi ve Gezi ruhunun mutlaka yaşatılması gerektiğine, bu nedenle de Taksim'den sonra sıranın Ege'ye geldiği inancını taşıyoruz. Bu amaç doğrultusunda ilk etapta tüm çevreci kuruluş ve örgütleri bir araya getirecek, zamanla yurt genelini de kapsamasını hedeflediğimiz bir "Çevre Kurultayı" düzenliyoruz. Amacımız, ekoloji mücadelesini ortak bir mücadele sürecine dönüştürecek şekilde bir güç birliği veya ittifak anlayışının da sağlanabilmesi.
Bu çaba “zaman ile düello” olarak da adlandırılabilir.

"Gezi Parkı'ndaki 5 ağaç için hiç örgütsüz ve çevre derneği mensubu bile olmayanlar o kadar şeyler yapabildiyse, bizler bu kadar büyük ve korkunç doğa tahribatının yaşandığı Efeler diyarı Ege'de çok daha fazlasını yapabiliriz" anlayışı içindeyiz. Bu "yapabiliriz"i de artık "birlikte neler yapabiliriz"e dönüştürme zamanı geldiğine inanıyoruz. Taksim'den sonra ikinci bir meşalenin daha yakılmasının sağlanması amacıyla, “şimdi yaşam hakkını savunma zamanı” sloganı ve “sensiz olmaz” anlayışı ile EGEÇEP ve TURÇEP olarak düzenleyeceğimiz “Ege Çevre Kurultayı” Turgutlu’da gerçekleştirilecek. Ardından da bir miting düzenlenerek, “madencilik yasasına karşı mücadele” çağrısı yapılacak.

9 Kasım tarihinde yapmayı düşündüğümüz bu toplantı öncesi, kamuoyunda bir sinerji ve uyanıklık yaratmak, çabanın nasıl bir amaç ve hedef doğrultusunda ortaya konduğu konusunda bir farkındalık yaratabilmek için, ilk etapta böyle bir çabada yarar ve katkı sağlayabilecek, toplum için gerekli, önemli ve yararlı gördüğümüz bazı özel kişileri bu tür özel bilgilendirmelerle de haberdar ediyoruz. Çabamızın başarıya ulaşabilmesi için sizden kendi alanınızda katkı ve destek beklentimiz var. Ne yapmanız, nasıl davranmanız gerektiğini elbette ki sizler biliyorsunuz. Bu yazıyı ne yapmanız gerektiğini söylemek veya anımsatmak için değil, sadece durumun farkında olmanız için yazıyorum. Bir kez farkında olmak sizin için zaten yeter.

Sevgi, selam ve saygılarımla...

31 Ekim 2013

Yorumlar - Yorum Yaz