Edebi Yazılar 
Siyasi Yazılar 
Yeşil Yazılar 
Şiirler
Araştırmalar
Ekoloji 
Tarihten Sayfalar
Efsaneler
Kasaba Ezgileri 
Kızılderililer
Madımak
İz Bırakanlar
Not Defteri
Duvar
 Atatürk resimleri
 Atatürk gifleri
 Che Guevara
 Çizimlerim
 Gezi Parkı Direnişi
 Çaldağı videoları
 Che Guevara
 Nazım Hikmet
Videolar
 Şiir dinletisi
 Efsaneler
Müzik
 Yerli müzik
 Yabancı müzik
 Kızılderili müzikleri
Oyunlar
Satranç
Genel kültür
Stardoll
   Dost Siteler
  Yakamoz
  Çaldağı
 Tumblr
  Şiir Kenti
Düşünce Tarihi
  TEMA Vakfı
  EGEÇEP
Manidar
      Ziyaretçi Defteri
Kitap

Çevre ve insanlık düşmanı bir madencilik projesinin çöküşü ve yenilgisi

“Yeni ÇED değişikliği süreci" nasıl anlaşılmalı ve yorumlanmalı:

Çevre ve insanlık düşmanı bir madencilik projesinin çöküşü ve yenilgisi

Tüm dünya insanlığı adına yürütülen bir çevreci mücadele anlamı da taşıyan Çaldağı direnişi çok önemli bir başarıya daha imza atmış durumda. Bugün gelinen noktayı tanımlayabilmek ve net bir şekilde gösterebilmek açısından yazıya böyle bir cümleyle başlamak gerekiyor. Çünkü Çaldağı mücadelesi, böyle bir cümle ile onurlandırılmayı her yönüyle hak ediyor.

Yaklaşık 7 yıldır yürütülen çevreci mücadelenin kararlılığı ve direnci karşısında Çaldağı’ndaki maden şirketinin ÇED değişikliğine giderek “yeni ÇED süreci başlattığı”nı açıklaması veya “ek üniteler” adı altında projede değişiklik yapacağını belirtmesi, ne taraftan bakılırsa bakılsın bir tek anlam taşıyor: Dünyada ilk defa uygulanmak istenen bir madencilik projesinin, European Nickel projesinin çöküşü ve yenilgisi demektir bu.

Açıklayacak olursak:

Bilime aykırı ve tehlikeli olduğu ispatlandı

— Çok büyük amaçlarla yapılan planlar ve tezgâhlar sonucu alınmış, hükümet onayı, yargı desteği ve bilirkişi raporlarıyla güçlendirilerek “kapı gibi sağlam” bir hale getirilip, ayrıca TÜBİTAK desteği de alınarak adeta “kutsal bir belge”ye dönüştürülmüş bir ÇED raporu vardı ortada. Ancak her biri de saygıdeğer birer bilim adamı tavrına sahip, üniversitelerde kürsü sahibi pek çok bilim insanı ve profesörün yapmış oldukları değerli bilimsel araştırmalar ve çalışmaların katkısıyla yürütülen çevreci mücadele sonucu bu ÇED raporu delik deşik edilerek adeta eleğe döndü. European Nickel şirketinin “kutsal bir belge” haline dönüştürmeye çabaladığı bu ÇED raporu ile uygulamaya çalıştığı çevre ve insanlık düşmanı bir madencilik projesi, böylece verilen çevreci mücadele sonucunda dayanağı olan ÇED raporu da paçavraya çevrilerek tarihin çöplüğüne atılmıştır.

— İngiliz European Nickel şirketinin paravan olarak kurduğu Sardes şirketini satın alıp, bu ÇED raporuna ve iktidar desteğine güvenerek projeyi devam ettirmek üzere Çaldağı’ndaki tesisleri devralan VTG Madencilik şirketi, her türlü yalanlarına rağmen, paçavraya çevrilen bu ÇED raporunu artık bilimsel olarak savunamaz hale gelmiştir.

Encon Danışmanlık Şirketi'nin güvenirliği çöktü

— Bu durum; Encon şirketi tarafından verilmiş olan söz konusu bu ÇED raporunun bilime aykırı olduğunun ve büyük bir çevre felaketine neden olacağının itirafı ve teyid edilmesi demektir. Bu olay, bizdeki ÇED raporlarının nasıl bir anlayışla verildiğini, amacından nasıl saptırıldığının da somut bir ispatı, dolayısıyla da Encon Danışmanlık Şirketi’nin fiyaskosu, verdiği diğer ÇED raporlarının da (Gördes, Uşak Kışladağ, İzmir Efemçukuru vb.) güvenirliğinin sona ermesi veya iflası anlamına da gelmektedir.

İktidar desteğinin yanlışlığı ortaya çıktı

— Bu ÇED yenilgisinin anlamı başka açılardan da büyüktür. Hükümetin onayladığı, TBMM Başkanı olduğu günlerde Bülent Arınç’ın savunup, karşı çıkan çevrecileri suçladığı, AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın “Kefili biziz” dediği, AKP’li Turgutlu Belediye Başkanı Serhat Orhan’ın karşı çıkmayı sanki bir günahmış gibi göstermeye çalıştığı bir ÇED raporu, çevreci mücadele tarafından paçavraya çevrilerek tarihin çöplüğüne gömülmüştür.

— Böylece bu ÇED’in onaylanması ile uygulanmak istenen, uğruna bakan bile değiştirilen madencilik projesine ve maden şirketine verilen hükümet desteğinin de – yeni Bakan Eroğlu’nun “İngilizler çok baskı yaptı, bu yüzden istenilen izinleri vermek zorunda kaldım” sözü de hesaba katılarak – ne kadar yanlış olduğu ve nasıl bir anlam taşıdığı da ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla dünyanın hiç bir ülkesinde uygulanmasına izin verilmeyen böyle bir madencilik projesinin uygulanabilmesi için alınmış bir ÇED raporunun tarihin çöplüğüne gömülmesinden sonra, Çaldağı’ndaki maden şirketinin şu anda elinde kalan tek şey; sadece arkasındaki iktidar desteğidir.

Maden şirketinin güvenirliği ve inandırıcılığı kalmadı

— Maden şirketinin bu ÇED raporundan vaz geçip, proje değişikliği yapmak için yeni bir ÇED süreci başlatması, aynı zamanda bugüne dek “bu madencilik projesinin büyük bir çevre felaketine neden olacağı” şeklinde ortaya konulan tüm iddiaların doğru olduğu konusunda kendileri tarafından yapılmış bir itiraf anlamındadır.

— VTG Madencilik şirketi Çaldağı’ndaki madencilik projesini bir Türk fima olarak yürütmek üzere tesisleri devralırken, en çok güvendiği arkasındaki iktidar desteği ve elindeki ÇED raporuydu. Dolayısıyla şirket, çevrecilerin ve bilim adamlarının büyük çevre felaketine yol açacağını iddia ettikleri projeyi bugüne kadar var güçleriyle ve her türlü imkânı kullanıp, her türlü yalanı deneyerek savunmaya çalıştı. ÇED raporunda tanımlanan “açık yığın liç usulü sülfürik asit kullanımı”nı her fırsatta ve her ortamda “çok bilimsel, asla tehlikeli değil, çevre dostu bir proje” gibi tanımlamalarla savundular. (Finlandiya'da Talvivaara işletmesini örnek diye gösterip, buraya ilçeden bazı kimseleri bile kendi iddialarına destek olsunlar diye götürdüler.)

— Hatta bizzat şirket yetkilileri, Gördes’te Zorlu Madencilik tarafından uygulanmak istenen “kapalı sistem”in çok daha tehlikeli ve sakıncalı olduğunu söyleyip kötüleyerek, daima “açık sistem”i savundular. Ayrıca en son TURÇEP’in bileşeni olan TURÇED (Turgutlu Çevre Derneği) yöneticileri ile birlikte Valilikte yapılan toplantıda da, “kapalı sistemin neden tehlikeli ve sakıncalı olduğunu” her türlü detaya girerek, bizzat maden şirketi temsilcilerinin kendileri, bizzat valinin huzurunda anlatmışlardır. Bu durumda, “ÇED değişikliği” veya “Yeni ÇED süreci” dedikleri bu dönemde, projede değişiklik ve iyileştirmeler yapacaklarını söylerken, dün bizzat kendilerinin “kötü” dedikleri bir yönteme bugün kendilerinin “iyi” demelerinin inandırıcı ve güvenilir bir tarafı olabilir mi?

— Bu nedenle yeni ÇED raporu için Encon şirketinden vaz geçip, yeni bir şirket ile anlaşma yapmalarının da hiçbir anlamı yok. Çünkü daha önceki ÇED raporunu veren Encon şirketi “Pardon, tüh yahu, yanlış yapmışız” deyip de bir başka ÇED raporu zaten veremez, bu durum kendilerinin iflası ve yok olması demektir. Ama yeni şirketin de söylediklerinin bu durumda hiç bir ikna edici ve inandırıcı yönü olmayacaktır. Çünkü projede yapılan değişiklik, açık sistemden kapalı sisteme geçiş olduğu halde, bunu dün kötüledikleri Gördes’teki uygulamadan sanki farklı bir şeymiş gibi gösterebilmek için “açık yığın liçi yerine atmosferik tank liçi” diye tanımlamalarının da bir anlamı yok. Çünkü bu olay gerçekler konusunda sadece insanların kafasını karıştırmak için uydurulan veya yapılan bir kelime oyunundan başka bir şey değildir.

— Gelinen nokta ise; daha önceden ortaya koyduğumuz öngörünün doğru çıktığıdır. Yani; dünyanın en bereketli tarım havzası olan Gediz vadisinin madencilik adı altında sülfürik asit kullanımı amacıyla kimyasal bir laboratuara çevrilebilmesi için şimdi de “B planı”nın uygulanmasına karar verilmiş, bu yol denenmeye çalışılacaktır.

Yeni bir ihale söz konusu olabilir

Peki dün bizzat kendilerinin “çok kötü ve tehlikeli bir yol” dedikleri bir yöntemi, bugün yine kendilerinin topluma “çok iyi ve güzel bir yol” diye kabul ettirip, ikna edebilmeleri mümkün mü? Asla değil! Bu yüzden VTG Madencilik artık halkın gözünde inandırıcılığı ve güvenirliğini tamamen kaybetmiş bir durumdadır. Bu nedenle de Çaldağı’ndaki ikametlerinin çok uzun sürmeyeceğine, tüm bu nedenlerle artık kendilerine Çaldağı’nda misafir gözüyle bakılmaya başlanması gerektiğine inanıyorum. Dolayısıyla ufukta Çaldağı’ndaki tesisler için yeni bir ihale olasılığı da var gibi görünüyor.

Bilimin zaferi ve aydınlığı

Böylece, karşı karşıya bulunduğumuz sorunları aşmada bilimin aydınlığına yönelmenin ne denli doğru bir yol olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu ayrıntıyı önemle vurgulamak açısından, Çaldağı mücadelesini tanımlarken, bu çevre mücadelesinin karakteristik özelliğini “bilimi kılavuz edinen ve siyasetlerüstü bir kulvarda sürdürülen bir çevreci mücadele” şeklinde bir nitelendirme ile yapmak en doğru tanımlama olabilir.

Çünkü Çaldağı mücadelesi, çevreciler ve yaşam savunucularının bilim adamları ve hukukçularla kolkola yürüttükleri bir çevre mücadelesi anlamını da taşımaktadır. Hatta Çaldağı’ndaki madencilik projesi, ilk önce bilim adamlarını isyan ettirip ayağa kaldırmıştır da demek mümkün. Her biri de insanlık adına sergiledikleri saygıdeğer bilim insanı duruşu ve çevreci mücadeleye çalışmaları ile yaptıkları katkıyla bilimin saygınlığını daha da artıran tüm bilim adamları ve profesörlere ne kadar teşekkür edilse azdır. Bilim ve insanlık adına sergiledikleri duruş karşısında her birinin de önünde saygı ile eğiliyorum. Ayrıca bu başarıda payı, katkıları ve destekleri olan herkese de ayrı ayrı teşekkür etmek gerek. 

Çevreci mücadelenin başarısı

Gelinen noktada başarıyı tanımlayabilmek açısından yaklaşık 7 yıllık Çaldağı mücadelesini 2 ayrı aşamada kategorilendirerek anlatmak gerek.

Birinci aşama: İngiliz European Nickel şirketine karşı verilen ve çevre mücadelesinin başlangıcı olan bir dönem. Bu aşama, önceleri Bosphorus, sonra da isim değiştirerek Sardes olarak faaliyet gösteren European Nickel şirketinin paravan şirketine karşı verilen mücadele olarak şekillendi. Dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmasına izin verilmeyen ve korkunç bir çevre felaketine yol açacak bir madencilik yöntemine karşı dünyanın en bereketli topraklarının korunması mücadelesi, sonuçta halkımız tarafından İngiliz şirketinin topraklardan kovulması ile sonuçlandı. İngiliz European Nickel Şirketi Çaldağı’ndaki paravan şirketini komik denilecek son derece düşük fiyatla bir Türk şirkete satarak devretti.

İkinci aşama: Aynı madencilik yöntemini bir Türk firma olarak Çaldağı’nda uygulamak üzere tesisleri devralan VTG Madencilik şirketi, Türk firma görüntüsü ile her türlü izni yine gizlice aldı. Bu süreçte en çok güvendikleri ise, ilk olarak arkalarına aldıkları siyasi destek ve bir de ellerinde bulunan ÇED raporuydu. “Kutsal bir belge” haline getirilmeye çalışılmış ÇED raporuna güvenerek tüm engelleri daha kolay aşabileceklerini sanıyorlardı. Ama tıpkı daha önce İngiliz European Nickel şirketinin aşamadığı halkın kararlı direnişini VTG Madencilik şirketi de aşamadı. Hükümet tarafından onaylanan, mahkeme ve bilirkişi raporları ile sağlamlaştırılmak istenen, ayrıca TÜBİTAK’tan destek de alınarak adeta “kutsal bir belge” haline getirilen ÇED raporu, saygıdeğer bilim adamlarının yaptıkları değerli bilimsel çalışmaların katkıları sayesinde verilen mücadele sonucu delik deşik edilerek eleğe çevrildi. Bu durumda VTG Madencilik şirketi geri adım atmak zorunda kaldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’nün resmi sitesinde 25 Temmuz 2013 tarihinde yayınlanan “projelerinde değişiklik yapmak için ÇED tadilatı uygulayarak yeni bir ÇED süreci işletmek istedikleri"ne dair duyuru yayınlandı. Şimdi yeni dönem başlarken, Çaldağı’ndaki madencilik şirketinin güvendiği tek şey, sadece arkasındaki iktidar desteği kalmış durumdadır.
 
TURÇEP'in 2 Ağustos 2013 tarihinde kefen giyerek yaptığı basın açıklamasından bir görüntü

TURÇEP’in felsefesi ve çizgisi

Bu arada 7 yıllık bu çevre mücadelesinin lokomotifi durumundaki TURÇEP’ten de söz etmek gerekir. Mücadelede yeni bir aşamaya geçilirken veya üçüncü raunda başlanırken, VTG Madencilik şirketinin ilk yapmak istediğinin öncelikle halkın çevreci mücadelesine önderlik eden TURÇEP’in etkisiz hale getirilmesi olduğu görülüyor. Böylece “projelerinde değişiklik yaptıkları, yeni bir ÇED süreci başlatılacağı”nı söyleyen maden şirketinin asıl amacının halkı aldatmak olduğu anlaşıldı. Amaçları eğer gerçekten de projelerindeki yanlışlıkları gidermek ve düzeltmek olsaydı, o zaman 7 yıldır bu madencilik projesine yönelik bir çevre mücadelesi veren TURÇEP’e yönelik oyunlar tezgâhlanmak yerine, varlığına saygı temelinde önerileri ve uyarılarını önemseyecek şekilde TURÇEP’i muhatap sayacak adımlar atılırdı. Dolayısıyla şirketin tutumu, TURÇEP’e yönelik karalama ve baskı politikasının uygulatılmak istenmesi, ardından Çaldağı’nda yeni ağaç katliamı için düğmeye basılması gibi ayrıntılar, VTG Madencilik şirketinin kamuoyunu aldatmak için yeni bir oyun sahneye koymak istediği, senaryolarını rahatça sahneye koyabilmeleri için de TURÇEP’i safdışı bırakmaya çalıştığı görülüyor.

Dünyanın en bereketli topraklarını korumak için yürütülen Çaldağı mücadelesi, "dünyada ilk kez uygulanmak istenen" çevre ve insanlık düşmanı bir madencilik projesine karşı verilen bir mücadele olması bakımından "tüm dünya insanlığı adına yürütülen bir çevreci mücadele" anlamı da taşımaktadır. Yaklaşık 7 yıldan beri sürdürülmekte olan bu çevreci mücadelenin lokomotifi ise TURÇEP’tir.  TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu) bugün en başarılı çevre örgütlenmelerinden biri olarak görülmektedir. Çevreci mücadele içindeki kazanımları ile birlikte, sahip olduğu felsefesi ve bilimi kılavuz edinerek siyasetlerüstü bir kulvarda yürüttüğü mücadele çizgisi nedeniyle diğer çevre örgütlerinin de feyz aldıklarını söyledikleri, örnek gösterilen bir anlayışa sahiptir.

Her siyasete eşit mesafede duran, tüm farklı görüşleri bünyesinde barındıran TURÇEP’in bu özelliği takdirle karşılanmaktadır. Bugüne kadar TURÇEP’in sağladığı başarı ve topladığı sempatinin de sırrı buradadır. Çünkü TURÇEP pek çok farklı görüşün bir arada temsil edilebildiği, “ortak akıl” doğrultusunda toplum adına “ortak bir mücadele” veren çevreci bir platformdur. TURÇEP’i çevreci mücadeleye önderlik eden bir lokomotif olarak tanımlamak da mümkün. Her vagonunda bir dernek, bir sendika, bir meslek örgütü, bir siyasi parti gibi sivil toplum örgütlerini taşıyan bir lokomotif. Hemen tüm siyasi partilerin, hemen tüm sivil toplum örgütlerinin bileşiminden oluşan TURÇEP, toplumun her kesimini temsil eden 40’ın üzerindeki bileşenlerinin oluşturduğu bu yapısı ile de halkı temsil etmektedir.

TURÇEP Bileşenleri:

TEMA Turgutlu Temsilciliği, Turgutlu Çevre Derneği (TURÇED), Turgutlu Esnaf Odaları Temsilciliği, Turgutlu Ticaret ve Sanayi Odası (TUTSO) Çevre Komisyonu, Turgutlu Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanlığı, Turgutlu Ziraat Odası, TARİŞ Turgutlu Temsilciliği, Turgutlu Tarım Kredi Kooperatifi, Elektrik Mühendisleri Odası Turgutlu Temsilciliği, Turgutlu Mimarlar Odası, Turgutlu Tabipler Odası, Turgutlu Sulama Birliği, Turgutlu Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı, Turgutlu Dağcılık Kulübü (TURDAK), Turgutlu Sarraflar-Kuyumcular Derneği, Turgutlu Makine Müh. Odası, K. S. S. Kooperatif Başkanlığı, Turgutlu İşçi Dayanışma Derneği, Turgutlu Toplumsal Dayanışma ve Kültür Merkezi, Turgutlu İnşaat Müh. Odası, Turgutlu Engelliler Derneği, Turgutlu Baro Temsilciliği, Turgutlu Avcılar Kulübü, Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Türk Eğitim-Sen, DİSK/Emekli-Sen, Atatürkçü Düşünce Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği Turgutlu Temsilciği, Turgutlu Ülkü Ocakları, Anadolu Işığı Derneği, Alevi Kültür Dernekleri Çepnidere Şubesi, Türk Gençlik Birliği Manisa İl Başkanlığı, CHP ve MHP Belediye Şehir Meclisi Üyeleri, Bağımsız Türkiye Partisi, Barış ve Demokrasi Partisi, Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Saadet Partisi, Yeni Parti, Salihli GEMA Vakfı, GÖRÇEV (Gördes Çevre, Kültür ve Tarih Derneği), TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Manisa Şubesi.

Görüldüğü gibi TURÇEP, her siyasi görüşe aynı mesafede duran, tüm farklı görüşleri bünyesinde taşıyabilen bir özelliğe sahip ve bu yapısı ile tüm halkı temsil edebilmektedir. Ayrıntılandırılırsa; sağcısı solcusu, dincisi laiki, ülkücüsü sosyalisti, alevisi sünnisi, Türkü Kürdü, ortak tehlikeye karşı ortak mücadele için aynı yerde buluşturan bir çevreci platformdur. Yaşadıkları toprakların dünyanın en bereketli toprakları olduğunun bilincinde olan toplumun değişik katmanlarının, düşünce farklılıkları ve fikir ayrılıklarına rağmen, sağduyuları ile hareket edip “aklın yolu birdir” diyerek, karşılarındaki ciddi ve büyük çevre felaketini önleyebilmek için tek bir yumruk haline gelip, omuz omuza verdikleri bir çevreci mücadele örneğidir. Dolayısıyla Çaldağı mücadelesi, "adam diksen adam bile yetişir" diye tanımlanan bereketli topraklar üzerinde "sevginin büyütülerek direnişe dönüştürüldüğü" bir çevreci mücadelenin adıdır bir bakıma.

Birbirinden farklı düşünen bütün bu insanları fikir ayrılıklarına rağmen bir araya getiren tek olgu ise “çevre” konusudur. Bu da çevreci mücadelenin siyasetlerüstü bir kulvarda sürdürülmesi gerektiğinin, dolayısıyla her görüşten insanı kapsadığının bir göstergesidir. Doğa” veya “çevre” tüm insanların ortaklaşa bir yaşam sürdüğü, aynı havayı soluyup, aynı suyu içtiği, aynı toprağın ürünü ile beslendiği bir “ortak yaşam alanı” olduğuna göre; herkesi, her görüşten insanı ilgilendiriyor çünkü.

Bazı çevreciler tarafından feyz alınmasının en önemli nedeni ise, TURÇEP’in sahip olduğu felsefesidir. TURÇEP’in pek çok farklı görüş ve düşünceyi bir araya getirebilmesindeki başarı; düşüncelerdeki farklılıkları bir “aykırılık” olarak değil, “zenginlik” olarak görmesi, düşünce farklılıklarını aykırılık değil, insanoğlunun düşünce zenginliği olarak gören felsefesidir. İşte TURÇEP, bu zengin düşünce yapısı ve felsefesi nedeniyle bugüne kadar çevre mücadelesinde önemli başarılara imza atmıştır.

Yeni mücadele dönemi:

Aynı uyanıklık ve kararlılık sürdürülmeli

Çaldağı’ndaki maden şirketinin de senaryolarını rahatça sahneye koyabilmek amacıyla öncelikle TURÇEP’in imajını bozmak, halk üzerindeki itibarını sarsmak için karalama kampanyası yürütmeye çalışması, buna yönelik tezgahlar kurulması da bu açıdan anlamlıdır.

Dolayısıyla, çevreci mücadelenin bundan sonraki aşaması çevreciler ve yaşam savunucularının her zamankinden daha dikkatli ve uyanık, daha titiz ve sağduyulu şekilde hareket etmelerinin gerektiği bir süreç özelliği de taşıyacaktır. Çünkü karşılarında şimdiye kadar her kılığa girmeye çalışmış, her zaman kalleşçe davranan bir “doğa ve çevre katliamcısı” var…

22 Ağustos 2013

    

Çaldağı hakkındaki yazılarımdan bazıları
Bereketli topraklar üzerinde sevginin direnişe dönüşen adı: Çaldağı
Çaldağı sorunu ve çevreci mücadelenin anlamı üzerine
Nikel madenciliğinde sülfürik asit projesinin laboratuarı Tükiye mi?
Asıl ikilem nedir: Cüzdan mı, vicdan mı?
Bu madene tümüyle ve her yönden karşı çıkılmalıdır
Maden şirketi ve bakanlığın tekzip yazılarındaki çelişkiler ve yanlışlar üzerine
Nikel madenciliği ve madencilikte sülfürik asit kullanımına karşı küresel mücadele

Yorumlar - Yorum Yaz
        Mustafa Kemal
M. Kemal Atatürk
  Atatürk'ün soyağacı
 Kırmızı Hafızlar ailesi
  Akıncı torunu Mustafa
        Maden Dosyası
  Yeşil cennete tehdit
 Çaldağı bizimdir!
  Vahşi madencilik
  Yüzyılın dalgası
   Che Guevara
Ernesto Che Guevara
  Hayatı ve eserleri
BM konuşması
  Videolar
   Kızılderililer
Kızılderililer Sayfası
  Tarihleri
 Yaşamları
 Müzikleri
  Videolar
Gerenimo
 Seattle'in mektubu
     Misafir Kalem

Eğitimci şair-yazar

A. Yavasli

Aydoğan Yavaşlı