Lidya'nın dramı
 

ve
KREZÜS
Lidya Krallığı’nın Milattan Önceki dönemlerde Ege’deki en uygar krallık olduğunu söylenebilir. Öyle ki, Lidya Uygarlığı hem Ege, hem de Anadolu için bir kazanç bile olmuş. Uygarlığın kelime anlamında da en güzel örneklerini veren Lidya, Mezopotamyadaki Sümer uygarlığı gibi, insanlık açısından önemli bazı adımlar atan ve aynı zamanda barışçı bir tavrı olan uygarlık olarak gösterilebiliyor. Ya da Mezopotamya için Sümerler nasılsa, Lidya uygarlığı da Ege (hatta Anadolu) için önemli bir uygarlıktır. Örneğin; tarihte ilk parayı basan Lidyalılar olmuştur. Ve Ege'nin en önemli 2 şehri İzmir ile Manisa'yı ilk kuran da Lidya Kralı Tantalos’tur...

 

Tarihe adanan bir yol

Ünlü Fransız tarihçi Andre Ribard, Lidya uygarlığını şöyle anlatır: “Lidya en zengin altın madenlerine sahipti ve bu sayede önemli bir ekonomik merkez de oldu.”

Anadolu’dan “Küçük Asya” diye söz eden Andre Ribard, şöyle devam eder: “Lidya, Küçük Asya’da İonya-Mısır ve Fırat arasındaki yol kavşağında faal bir devletti. Lidya Kralı Gyges zamanında Sart’ta ilk para, altın ve gümüş sikkeler şeklinde ortaya çikti. Bu paranın kullanılması, ödemeleri özellikle kolaylaştırdı ve alış verişi hızlandırdı. Bu yenilik Lidya’nın refahının artmasına yardım etti.” (Andre Ribard - İnsanlığın Tarihi, Cilt: 1, Sf: 92)

Lidya, bu nedenle ticarete ağırlık veren bir uygarlık oldu. Bölgenin bir ticaret merkezi olmasına hizmet için de, ünlü “Kral Yolu” (diğer adıyla Kervan Yolu) yapıldı. Bu nedenle de yöremizin en eski ve tarihin en uygar krallıklarından olan Lidya Uygarlığı, Ege için gerçekten de çok büyük bir kazanç olmuştu... Ne var ki, bu görkemli uygarlığın sonu ise çok hazin!

 

Lidya'nın dramı ve Krezüs

Lidya, bir ticaret ve ekonomi merkezi halini almıştı. Altın madenleri yüzünden de en zengin krallıktı. Örneğin; halk arasında Lidya eserleri “Karun Hazineleri” olarak bilinir. Krallığın bu durumu, bazı imparatorlukların dikkatini çekip, gözünü buraya çevirmesine de neden oluyor. Lidya Kralı Krezüs’ün zamanında krallığın yaşadığı görkem, özellikle Pers Krallığının iştahını kabartıp, gözlerini kamaştırıyor. Çünkü Pers Krallığı, o dönemde oldukça çalkantılı bir dönemden geçmektedir ve bu yüzden Lidya’nın altın madenlerini eline geçirirse, bunun kendi bunalımına bir çare olabileceğini düşünmektedir.

Nasıl bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğunu sezinleyen Lidya Kralı Krezüs ise, Perslerin bu çalkantılı dönem içinde olmalarından yarar sağlayabileceği düşüncesiyle Savaşı göze alır. Hattuşaş dolayında yapılan ilk savaşta iki taraf da birbirlerine üstünlük sağ-layamıyor. Krezüs, savaşa savaşa başkent Sart’a kadar çekiliyor. M.Ö. 546’da yaşanan bu olayda, Sart şehri 14 gün dayandıktan sonra Perslere teslim oluyor.

Lidya Kralı Krezüs ise, bu yenilgi üzerine, görkemli saltanat yıllarının ardından tutsak olmayı gururuna yediremez ve intiharı düşünür. Bir odun yığını üzerinde yakılarak ölmeyi ister. Ancak, Pers Kralı Kiros, onu sarayına alır ve Krezüs, bundan sonra orada yaşar...

Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) ise, bu olayı anlatırken, Perslerin ateşe taptıklarını ve bu nedenle Krezüs’ü ateşe atmadıklarını, Krezüs’e böyle bir ölümü reva görmediklerini anlatır. (Halikarnas Balıkçısı - Anadolu Efsaneleri)

Pek çok efsaneye konu edilen Lidya Kralı Krezüs’ün tutsak olduktan sonraki yaşamı, görkemini kaybettiğinden olsa gerek, efsanelere yaraşir görülmemiş olacak ki, mezarının nerede olduğu bile bugün kesin olarak bilinmemektedir. Bir odun yığınında intihara hazırlanırken, ailesi ile birlikte tutsak edilen Krezüs’ün, Pers Kralı Kiros tarafından İran’a götürüldüğü ve 22 yıl tutsak kaldıktan sonra burada öldügü söylentileri yer almaktadır

Lidyalılar’dan sonra, yöremiz bir dönem Persler’in egemenliğinde kalır ve Pers Kralı Kiros, Lidya’nın başkenti Sart’a yerleşerek burayı bir dönem Satraplık merkezi yapar. M.Ö. 334’te ise Sart, Persler’den Büyük İskenderin, onun ölümünden sonra da Selevkoslar’ın egemenliğinde kalır ve M.Ö. 180’de de Pergamon Krallığı buraya yerleşir. M.Ö. 130’dan itibaren de Roma İmparatorluğu’nun egemenliği başlar. Milattan sonra (M.S.) ise, en geniş konumuna ulaşan şehir, bu dönemde Bizanslıların elindedir ve bir piskoposluk bölgesi haline getirilir...

Lidya'nın başkenti Sart harabeleri
                              Sonraki bölüm: Bizans ve Anadolu

0 Yorum - Yorum Yaz