Edebi Yazılar 
Siyasi Yazılar 
Yeşil Yazılar 
Şiirler
Araştırmalar
Ekoloji 
Tarihten Sayfalar
Efsaneler
Kasaba Ezgileri 
Kızılderililer
Madımak
İz Bırakanlar
Not Defteri
Duvar
 Atatürk resimleri
 Atatürk gifleri
 Che Guevara
 Çizimlerim
 Gezi Parkı Direnişi
 Çaldağı videoları
 Che Guevara
 Nazım Hikmet
Videolar
 Şiir dinletisi
 Efsaneler
Müzik
 Yerli müzik
 Yabancı müzik
 Kızılderili müzikleri
Oyunlar
Satranç
Genel kültür
Stardoll
   Dost Siteler
  Yakamoz
  Çaldağı
 Tumblr
  Şiir Kenti
Düşünce Tarihi
  TEMA Vakfı
  EGEÇEP
Manidar
      Ziyaretçi Defteri
Kitap

Bereketli topraklar üzerinde sevginin direnişe dönüşen adı

Bereketli topraklar üzerinde sevginin direnişe dönüşen adı
TEMA'nın isteği ile Kıbrıs Türk Stratejik Araştırmalar Dergisi için hazırlanıp gönderilmiştir
"Orda bir dağ var uzakta, o dağ bizim dağımızdır.
Gitmesek de görmesek de o dağ bizim dağımızdır."
Hemen hepimizin ilkokul çağlarında öğrenip de sevdiği ve söylediği bu türkü, hem yurt, hem de doğa sevgisini birlikte anlatır. Oturduğum yere sadece 12 km uzak olan bu dağ, sizin için ise başlangıçta gerçekten uzaktı belki. Ama buna rağmen, sizin de dağınız oldu. Defalarca gidip gördüğüm, zirvesine çıktığım bu dağı sonraları ne kadar çok insan gelip de gördü, tırmandı doruklarına. Çünkü önceleri sadece sıradan olan bu dağ, sonradan bir direnişin de adı oldu.

Bu dağın adı: Turgutlu Çaldağı

Sekiz tepeden oluştuğu için “Ay sekizi tepesi” diye de anılan bu dağ, Geç Lidya döneminden günümüze kadar uzanan zaman dilimi içinde insanlara hep kucak açmış, pek çok uygarlığı bağrında taşımış. Halk da o kadar sevmiş ki, “Ay sekizi tepesi” yerine zaman zaman “Ayşe kızı tepesi” diye de anmış.

Ama bir gün bu sevgi, bağrında bir de nikel madeni taşıması dolayısıyla, ayrıca bir direnişe de neden oldu. Çünkü bu nikel madenini elde etmek isteyen İngiliz European Nickel şirketi tarafından “dünyada ilk defa” uygulanmaya çalışılan ve dünyanın en bereketli 7 havzasından biri olan, efsanelere bile konu olmuş Gediz Vadisi’nde yaşamı tümüyle yok edebilecek potansiyelde bir tehlikeye sahip proje nedeniyle, bir büyük bir çevresel facianın da odağı olacaktı Çaldağı

Çaldağı, sülfürik asit projesi için pilot bölge oluyor!

AB ve Dünya Bankası gibi kuruluşların Avrupa’nın göbeğinde bir çevresel faciaya göz yummaması nedeniyle Avrupa ve Balkanlarda tamamen umudunu yitiren İngiliz European Nickel (ENK) şirketi, gözünü Türkiye’ye çevirmişti. Dünyada hiçbir ülkede uygulanmasına izin verilmeyen proje için Türkiye’yi kendilerine cazip bir yer olarak gösteren nedenler ise; çevre bilinci ve çevreye duyarlılığın zayıf oluşu, bu konularda halkın çok cahil olması, yoksulluğun çok fazla olması ve ülkenin adeta bir yolsuzluklar cenneti haline gelmesiydi. Projesi için ümitlendiği bu ortamlar dolayısıyla European Nickel şirketi hiçbir ülkede alamadığı izni Türkiye’de sürdürdüğü lobi faaliyetleri ve güçlü diplomatik ilişkiler sonucu elde edebildi. Daha önce deneme çalışmaları yaptığı Arnavutluk, Sırbistan ve daha birçok ülkelerden kovulmuş olan bu şirket, dünyada hiçbir ülkede uygulanmasına izin verilmeyen “sülfürik asit liç usulüyle açık nikel madeni işletmesi” projesi için Çaldağı’nı pilot bölge seçerek, projenin “Amiral Gemisi” ilan etti. Diplomatik ilişkiler ve baskılarla Türk hükümetinin zayıf yönlerini kullanmış ve sonunda istediği ÇED Raporu’nu da zaten kimselerden habersiz alabilmişti. Dolayısıyla devlet (ya da hükümet) gücünü de arkasına alan bir şirket, tüm Gediz vadisini yok edecek bir potansiyele sahip bir projeyi Çaldağı'ndaki paravan şirketi Sardes şirketi eliyle uygulayabilmek için her türlü resmi engeli aşmayı başarmıştı.

Ama kendilerinin kobay olmasına da izin vermeyen yöre halkının direnişinin gücünü aşamadı. Böylece Çaldağı, bir direnişin de adı oldu…

ÇED Raporları amacından saptırıldı

Bilim veya bilimsellik denilince, öncelikle ayırt edilmesi gereken bir konu var: Gerçekten bilimi kim temsil ediyor, kimler gerçek bilim adamı? Tüm Gediz vadisini büyük bir çevre felaketine götürecek bu projeye izin için hazırlanmış ÇED Raporu’nun altına imza atanlar da Profesör unvanı taşıyor (!) maalesef. Ve maalesef Türkiye’de artık ÇED Raporları amacından sapmış, sadece isteyen şirketin siparişi üzerine para karşılığı hazırlanan birer belge özelliğine dönüşmüş. Ve de bu süreçte Turgutlu’ya gelip, “ormancılık artık o kadar önemli değil, ormancılıktan vaz geçip madenciliği teşvik etmek gerekir” diye konferanslar verenler de profesör unvanı taşıyordu…

Bilim; insan ve doğadaki yaşamın devamı içindir

“Kim gerçek bilim adamıdır, gerçekten bilimi kim temsil ediyor” sorusuna karşılık olabilecek ve her zaman çevremle paylaştığım bir değer yargısı var:

Kendisinin bilim adamı olduğunu iddia eden kişinin önüne bir külçe altın koyun, bir de bir kâğıt parçası. Sonra da “hangisi daha değerli?” diye sorun. Eğer altın külçesinin daha değerli olduğunu söylüyorsa, o kişi gerçek bir bilim adamı değildir. Çünkü tarih boyunca insanlar bir parça altın için birbirini öldürmüş, savaşlar yapıp, kanlar dökmüş, Kızılderililere yapıldığı gibi kimi zaman ırkları yok etmiş, ülkeleri işgal edip, talan etmiş. Ama bir kâğıt parçası yüzünden kimse birbirini öldürmemiş. Uygarlık tarihi boyunca insanlık bu kâğıt parçası sayesinde gelişmiş. Bir kâğıt parçası kimi zaman insanlığa kılavuz olup ona yol göstermiş. Bütün kutsal kitaplar altın külçesine değil, ama o kâğıt parçası üzerine yazılmış. Çocuklarımızı iyi insan olsunlar diye okula gönderdiğimizde, onların önüne bir külçe altın değil, ama işte o kâğıt parçası koyulur, kitap olarak veya defter olarak… İşte o kâğıt parçası, yok edilmek istenen, milyonlarca ağacın yaşadığı Çaldağı’ndaki ormandır, o ormanda yaşayan herhangi bir ağaçtır…

Bu nedenle, bir kâğıt parçasının daha değerli olduğunu söyleyen her kimse, kendisini insanlığa adamış, dolayısıyla doğadaki yaşamın devamından yana olan gerçek bir bilim adamıdır…

Çevre, siyasetler üstü bir konu

Devlet desteğini de arkasına almış bir şirketin tüm Gediz vadisini yok edecek bir projesini engellemek, büyük bir faciayı önlemek için gerekli kamuoyu desteğini sağlayarak kendi dinamiklerini örgütleyebilmesi konusu oldukça zorlu bir uğraş gerektiriyor. Çevreye duyarsızlığın had safhada, çevre bilincinin de sıfır düzeyde olduğu bir ülkede, ayrıca devletçe çıkartılan yasalara karşı da bir mücadeleyi içerdiğinden, çevreci mücadeleler halkı topyekûn örgütleyebilme ve dolayısıyla kazanılması zor olan bir mücadele özelliğinde. Bir de toplum olarak uzlaşma kültürüne sahip olamayışımız, birbirinden çok farklı değerlere sahip oluşumuzu da buna eklediğimizde, ne yazık ki bir çok bölgede olduğu gibi, kısa sürede ya bir yenilgi veya benzer durumlar yaşanabiliyor. 15 yılı aşkın süren, adeta efsaneleşen Bergama direnişinin sonuçta bir yenilgi yaşaması gibi örnekler de bu açıdan ders çıkarılması gereken gerçeklerdi. Çaldağı olayında herhangi bir yenilginin yaşanmasının bedeli ise çok ağır, bir daha geri dönüşü olmayacak kadar büyük bir çevre faciasının yaşanması demekti. Bu nedenle başka yerlerde düşülen yanlışlara düşülmemesi için yine aklın yolunu izlemek gerekliydi...

 Yazının devamını okumak için tıklayınız: Amiral battı!     
 

Yorumlar - Yorum Yaz
        Mustafa Kemal
M. Kemal Atatürk
  Atatürk'ün soyağacı
 Kırmızı Hafızlar ailesi
  Akıncı torunu Mustafa
        Maden Dosyası
  Yeşil cennete tehdit
 Çaldağı bizimdir!
  Vahşi madencilik
  Yüzyılın dalgası
   Che Guevara
Ernesto Che Guevara
  Hayatı ve eserleri
BM konuşması
  Videolar
   Kızılderililer
Kızılderililer Sayfası
  Tarihleri
 Yaşamları
 Müzikleri
  Videolar
Gerenimo
 Seattle'in mektubu
     Misafir Kalem

Eğitimci şair-yazar

A. Yavasli

Aydoğan Yavaşlı